TürkDiliveEdebiyatı.Com
Temmuz 24, 2008, 05:43:53 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu : Kamusal Alan ve Başörtüsü Yasağı Cevap Sayısı : 4 cevap var
Okunma Sayısı : 854 defa 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kamusal Alan ve Başörtüsü Yasağı  (Okunma Sayısı 854 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
fatsali
fatsali
Üye
**

Karma: 2
Online Online

Mesaj Sayısı: 26



WWW
« : Şubat 04, 2008, 12:39:41 ÖS »

Kamusal Alan ve Başörtüsü Yasağı

Kamusal alanla ilgili tartışmalar ve bu kavrama dayanan tezler yasağı haklılaştıracak bir hukukî zemine varılmasını sağlamaz. Kamusal alan siyaset felsefesinde tartışılan bir konudur ve tartışmalı bir felsefe kavramından hareketle insanların hayatını derinlemesine etkileyen konularda hukukî hüküm tesis edilemez. Nitekim, bütün gürültü patırtıya rağmen, başörtüsü takanlarla ilgili işlemler, hep, hukukî değil idarî işlemler olagelmiştir. Başörtüsü kullananlar hukukî bir takibata maruz bırakılamamış, idarî müeyyidelerle, sözüm ona cezalandırılmıştır. Bu dahi, hukuk sistemimizde başörtüsü yasağına bir temel bulunmadığının ispatıdır.

Kamusal alan tanımları çok tartışmalıdır. Kamusal alan nedir? Değişik yorumlar yapılabilir. Kamusal alan, egemenliğin bir yansıması olarak, kamu otoritesinin geçerli olduğu her alan mıdır? Yoksa, bir kamu görevinin ifa edildiği yer midir? Veya, bir kamu görevlisinin bulunduğu mekân mıdır? Bu üç bakışın hiçbiriyle başörtüsü yasağı konusunda anlamlı ve yasağı haklılaştırıcı bir sonuca ulaşılamaz.

İlkini ele alalım ve diyelim ki kamu otoritesinin söz sahibi olduğu her yer kamusal alandır. Bu durumda, başörtüsü yasağını alabildiğine genişletmek gerekir. Toplum hayatında kamu otoritesi teorik olarak her yerde geçerlidir, bu otoritenin fiilen tezahür etme biçimi, derecesi ve sıklığı, duruma ve şartlara bağlı olarak, değişse bile. Meselâ, sokaklar da kamu otoritesinin geçerli olduğu yerlerdir, öyleyse, sokakta da başörtüsünün yasak olması gerekir. Bu kadar değil, dahası var: Evimiz elbette bizim özel alanımızdır, lâkin orada da, duruma bağlı olarak, kamu otoritelerinin yetkileri vardır. Eşinize veya çocuğunuza kötü muamele ederseniz, kamu adına evinize müdahalede bulunulabilir. Yâni eviniz de bir kamusal alana dönüşebilir. Bu durumda, evlerde bile başörtüsü yasağının bulunması gerekmez mi?

Yok, bir kamu görevlisinin bulunduğu yer kamusal alandır dersek, yine problemlerle karşılaşırız. Önce sormamız lâzım: Bir kamu görevlisinin fiilen görev yaptığı her yer bir kamusal alan mıdır? Eğer böyleyse ve yasak kamusal görev veya hizmet alanlarını kapsayacaksa, üniversiteler yanında parklar, vergi daireleri ve hastaneler de başörtüsünün yasak olduğu yerler arasında olmalıdır. Bu kamusal alan yorumuna dayanan yasağın hukukî ve ahlâkî bir temeli varsa, yasak buralara kadar uzatılmalıdır. Niye uzatılmıyor, uzatılamıyor peki? Çünkü, yasak, sağlam, hukuka dayanan ve vicdan kanatmayan bir ilkeye oturmuyor da ondan...

Kamusal alan tanımlarının üçüncüsü doğruysa, yâni bir kamu görevlisinin bulunduğu her yer kamusal alansa, o zaman, kamu görevlilerinin üstüne "kamusal alan yaratıcısı geliyor, başörtülüler savulun" diye bir uyarıcı levha, işaret vs. yapıştırıp dışarı öyle çıkmalarını sağlamak gerekir. Sakın yanlış anlamayın, bu söylediğim şeydeki komiklik benim komiklik yapmak istememden kaynaklanmıyor, yasakçıların savunuyor olabileceği bir anlayıştan türüyor. Size komik geliyor olabilir, ama bu olayın ilginç tezahürleri var. Örneğin, bir kamu görevlisi olmasa da kamu otoritesini temsil eden biri olarak Cumhurbaşkanı Sezer, kalksa, Ankara Söğütözü'ndeki Yimpaş Süper Market'e alışverişe gitse, ne olur? Orası bir kamusal alana mı dönüşür? Dönüşürse Yimpaş'ın başörtülü müşterilerinin Yimpaş'ın kendi elemanları veya Sezer'in korumaları tarafından dışarı atılması mı icap eder, laiklik adına ve uğruna? Devlet memuru akşam evine vardığında orası da mı kamusal alan olur ve eşinin başörtüsünü çıkarması gerekir? Şu söylenebilir: Kamu görevlisinin bir kamu göreviyle bulunduğu mekân kamusal alandır. Lâkin, bu da problemi çözmeye yetmez. Meselâ, Sağlık Bakanlığı'na bağlı bir hemşire bir aşı kampanyası vesilesiyle bir köye gitse ve köy meydanında topladığı kişilere aşı yapsa, bu o köyü veya köy meydanını kamusal alana çevirir ve hem hemşirenin hem de köylü kadınların başının açık olmasını mı gerektirir?

Görüldüğü gibi, kamusal alan tartışmalarından anlamlı bir sonuca ulaşmak imkânsız. Özgürlükçü bir ülkede, vatandaş, her türlü kamusal alanda veya kamusal olduğu iddia edilen alanda başörtüsü takma veya takmama özgürlüğüne sahiptir. Bu çerçevede yapılan özel alan- kamusal alan karşılaştırmalarında da yasakçıların mantığı yanlış işlemektedir. Diyorlar ki, "bir özel davet veriyorsam, istersem başörtülüleri alabilirim, ama kamusal alandaki bir davette, istesem de, başörtülüleri alamam". Bu düşünce tarzı yanlıştır. Sağlıklı bir mantık şöyle işler: Bir kamu görevlisi olsam bile, istersem, özel davetime başörtülüleri kabul etmem, buna hakkım vardır, ama kamusal alandan başörtülüleri dışlayamam, zira bu hem Cumhuriyet sistemine, hem demokratik rejime ve hem de insan haklarına aykırıdır. Elimizde tipik bir olay var, ona bakarak durumu daha iyi kavrayabiliriz. Sezer, oğlunun düğününü Çankaya Köşkü'nde yaptı ve başörtülüleri davet etmedi. Çankaya'daki bu binanın topluma ait olduğu ve bu nedenle böyle bir kullanımın uygun olmadığı yolundaki eleştirileri bir yana bırakıp, bu olayın Sezer ailesinin özel bir olayı olduğunu kabul edelim. Bu durumda, Sezer'in başörtüsü kullananları çağırmamasının, sosyal açıdan şık olmasa bile, kendi tercihi olduğunu ve kimsenin buna bir şey diyemeyeceğini söyleyebiliriz. Yâni, Sezer'in başörtülüleri çağırmamasını normal karşılayabiliriz. Olur ya, başörtüsünü sevmeyebilir veya başörtüsü takanları davet etmemek için kendine göre gerekçeleri olabilir. Ama, 29 Ekim resepsiyonundan başörtülüleri dışlamasını normal karşılayamayız. Bu tavır, Cumhuriyet fikrine de, demokrasiye de, ve, evet, laikliğe de aykırıdır. Kısaca, özel alanımızda dışlayıcılık yapabiliriz, ama kamusal alanda yapamayız; tabiî, Cumhuriyet, demokrasi ve laikliğin ne olduğundan gerçekten habersiz değilsek...
Prof. Dr. Atilla Yayla
Gazi Üniversitesi
Logged

Fatsa İMam Hatip Lisesi 1983
aragon8
Üye
**

Karma: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


« Yanıtla #1 : Şubat 07, 2008, 12:58:01 ÖÖ »

HOCA (Atilla Yayla Hocaya)
« … Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır. » Mustafa Kemal ATATÜRK 16. 03. 1923, Adana Esnaflarıyle Konuşma
Logged
intibah
Yönetici
Altın Üye
*****

Karma: 41
Online Online

Mesaj Sayısı: 1121


"Melali anlamayan nesle aşina değiliz"Ahmet Haşim


WWW
« Yanıtla #2 : Şubat 07, 2008, 07:04:09 ÖÖ »

Hani nerde düşünce ifade özgürlüğü. Laikçiler dini bile tartışmaya açıyorlar. Allahın koyduğu kuralları tartışmaya açıyorlar.
İnsanların koyduğu kuralları tartışmaya açan, düşüncelerini ifade eden Atilla Hoca konuştuğu için cezalandırıldı.

Allah'ın koyduğu kuralları yasaklayan bilimsel değil diyen azılı laikçiler nerede samimiyetiniz. Allah'ın koyduğu kuralların değiştirilmesini teklif ediyorsunuz da sizin koyduğunuz kurallara gelince neden değiştirilmesi bile teklif edilemiyor. Bu ne yaman çelişki...
Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.ogretmen.tv
- Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.bilgeogretmen.com
- Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.ogretmenforum.net
-
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.kitapyurdum.com
- Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.dilciler.com
- Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.mehmedakifersoy.com
- Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.turkuseveriz.biz

**************************
her şey bir rüzgara bakıyor ağabey,
bakma esrar çekip mayıştıklarına,
bir gün var ya bu mağripli çocuklar,
coritas
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Nisan 02, 2008, 10:50:17 ÖÖ »

Avrupa'da uzun süre tartışılan kamusal alanın tanımı, 1980'li yıllarda Türkiye'yi de etkilemeye başladı. 1990’lı yılların başlarından itibaren çeşitli akademik yayınlarda ele alınmaya, kullanılmaya ve politik konularda tartışılmaya başladı. Özellikle son yıllarda türban sorunu ile gündeme gelen kamusal alan tartışmaları, çeşitli yönlerden ele alındı.
   
   H. TUFAN ’ a göre kamusal alan, “demokrasinin yaygınlaşması ve katılımcı niteliğinin belirginleşmesi olarak ortaya çıkan alana kamusal alan” denmektedir.

   Kamusal alan tanımı ilk kez 1962 yılında Jürgen Habermas' ın "Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü: Burjuva Toplumunun Bir Kategorisi Üzerine Araştırmalar" (Strukturwandel der Öffentlichkeit) adlı kitabında ele alındı. Habermas kamusal alanı, "özel şahısların, kendilerini ilgilendiren ortak bir mesele etrafında akıl yürüttükleri, rasyonel bir tartışma içine girdikleri ve bu tartışmanın neticesinde o mesele hakkında ortak kanaati, kamuoyunu oluşturdukları araç, süreç ve mekânların tanımladığı hayat alanı" olarak tanımlar. Bu tanıma bakılarak kamusal alanın kamuoyunu oluşturan alan olduğu sonucuna varılabilir. “Kamusal alan, modern toplum kuramlarında, toplumun ortak yararını belirlemeye ve gerçekleştirmeye yönelik düşünce, söylem ve eylemlerin üretildiği ve geliştirildiği ortak toplumsal etkinlik alanına işaret etmek için kullanılan kavramdır” diyen Habermas, her türlü çıkardan arınmış, devlet otoritesinin baskısı ve buyruklarından, sermaye egemenliğinden bağımsız bir alan tanımlar .

   Kamu dendiğinde aklımıza ilk olarak devlet gelir; devlet idaresi, organları, kuruluşları, görevlileri ya da etkinlikleri gibi şeyleri, devlete ait ya da devlet kontrolünde yürütülen resmi bir alanı kastederiz. Hâlbuki Habermas’ ın dediği gibi, “kamusal alan her şeyden önce toplumsal yaşamımızda kamuoyunun içinde oluştuğu alandır.”

   Habermas’ ın kamusal alan kavramına yüklediği anlam toplumsal alan şeklindedir. Buna göre kamusal alan belli bir alandan ibaret değildir. Kamusal alan her yerdir. Başörtüsü yasağının kamusal alanla sınırlı olduğu savunulmaktadır. Kamusal alana yüklenen anlam göz önüne alındığında, başörtüsünün birçok yerde yasaklanması gündeme gelecektir ki bu da ne din ve vicdan özgürlüğü ile ne de laiklik ilkesi ile bağdaşır niteliktedir.

Saygılarımla..
Logged
elbay
Üye
**

Karma: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7



« Yanıtla #4 : Nisan 11, 2008, 12:26:51 ÖÖ »

 Ney Ülkemizde yaşanan bunca çelişkilerin ülkemizi Atatürk'ün deyimiyle muasır medeniyetler seviyesine ulaşmaktan uzaklaştırdığını ne zaman kavrayacak acaba o birileri?!!! ÜzgünÇokk merak ediyorum doğrusu!O özleriyle ve de sözleriyle çelişenler takıla takıla bir başörtüsüne mi takıldınız?Bırakın artık din ve vicdan hürriyetini herkes rahat rahat yaşasın.( >:(Sözüm yasaklar bizi nereye götürür hesabını yapmayanlaradır.Dikkatlere sunulur...)
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Edebiyatımız Öğretmen Forum Öğretmen Tv Bilge Öğretmen Dilciler Mehmet Akif Ersoy Kitap Yurdum Dinlence Türküseveriz.biz Oyundakal Seyredal Resim Galerisi Eksiksiz Estetik

Bilge Öğretmen Eğitim Siteleri oyun komedi sohbet
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!