TürkDiliveEdebiyatı.Com
Ağustos 29, 2008, 08:31:05 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu : SOYLU ATALI Cevap Sayısı : 1 cevap var
Okunma Sayısı : 241 defa 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: SOYLU ATALI  (Okunma Sayısı 241 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yolruh
Üye
**

Karma: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 31


« : Nisan 07, 2008, 12:26:02 ÖS »


SOYLU ATALI

KUTSAL TAPINAĞIMIZ
İstekli yurttaşlarımız, “İnam Evi” adında özel sayımızı size takdim ediyoruz; “mühakemenize veriyoruz” yazmadık. Mühakemenize Yurtumuza gelen, getirilen tehlikeli yad nesneleri verirdik ki araştırasınız ve reddedesiniz. Biz şimdice başlamamışız,  yıllardır ki, milli varlığımızın  tasdikine doğru yol gediyoruz. Bu yolda özümlüğümüzün temel prensipleri bütöv, hertaraflı dakikleşip ve menliğimizde oturuşup. Şimdi onu öğrenmek ve kabul etmek zamanıdır. Şimdiye kadar kenardan bizi yıkmağa gelenleri mühakime etmeden kabul ediyoruz, öz içimizde yarananı ise müzakireler, tartışmalar branşı kimi karşılayırız. Özümüze münasebetde bizim en etkin yaratıcılığımız suç işlemekdir. Yadlığı temiz, tabii yemek kimi yiyoruz, özümlüğümüzü ise bilim laboratuvarına gönderiyoruz. Ve onda yüzlerle çatışmazlıklar-noksanlar “buluyoruz”. “Çatışmazlıklar” öyle büyük ölçü alıyor ki, çatışmalı bir nitelik kalmıyor. He, bilim laboratuvarı bizim özümlüğümüzü yoklayıp bütünlükle gereksizliğe çıkarıyor. Ona göre de bizim özümlüğümüzü teftiş eleyen bilimsel başlardan imtina elemek gerekdir. Koy bilim bize yardımçı olsun.
Aslında şimdiye kadar bilginlerimiz bu bakımdan esasen birtaraflı işleyipler. Onların çokunda aydınlık, yurtseverlik çatışmayıp. Ona göre de onlar “dünya standartlarına” uyuplar. Bizim özümlüğümüzü de bu standartlara uyğunlaşdırmağa (intekrasyon etmeğe) girişipler. Dünya standartları kapitalizmin kaıpıdır ve bunun özülünde, temelinde beşeri özellikler değil, ağalık özellikleri dayanıyor. Ne acılar ki, bilim de en çok kapitalizmin yönetiçiliğine boyun eğiyor. Ona göre de ciddiliğini yitiriyor. Bizim yurtumuzda bu sürec daha kabarık şekilde özünü gösteriyor. Bilginlerimize bizi danmak, inkar etmek olanağı veriliyor. Bilgin de hem kapitalistdir, hem dinçi. Ona göre de o, bilime ciddi yanaşmıyor. Asif Atanın Mutlaka İnam Ocağı bu tür mevkiyi ifşa edende onu bilime karşı çıkmakda suçluyorlar. Aslındasa kapitalizmi ve dinçiliği ondan korumak maksatı taşıyorlar. Ne kapitalizm bilimdir, ne de dinçilik. Biz demiyoruz ki, bilim ulus yaratmakla uğraşmalıdır, biz diyoruz ki, bilim ulus yaratma ameline engel olmamalıdır. Manevi-ruhani dünyanın kurulmasında bilim ölçüt değil, yardımçıdır.
Bizim işimiz ruhaniyyatladır, maksatımız İnamçı ulus yaratmakdır. Ve bu sayımızda İnamçılığın esas hadiselerinden biri kimi İnam Evinden konuşıuyoruz. 
Mutlaka İnam Ocağının Asif Atadan sonrakı dönemde kabul elediği Ocakçılığın dört esas koşullardan biri de İnam Eviyle ilişikdir. Asif Atanın “Ruhani Hükümler” kitapında Ocakçılığın talepleri bütünlükle yazılıp. Bu dört esas koşul Asif Atanın hükümlerine uyğun olarak işlenipdir. Biz bununla ilişkin öten özel sayımızda bilgi vermişiz. Kaçınılmaz olduğu için burada da bu koşulların adlarını çekiyoruz: Mutlaka İnam Ocağının her hansı bir Ailesinde olmayan, Ocak Yükümlüsünü kabul eden, İnam Evini Ocağın esas adresi kibi tanıyan, İnamın harayını, çağırışını Ocak-Türk abesinde, alfabesinde yazmağı ve okumağı beceren kes Ocakçı kimi kabul olunuyor. Başka seviyyede özünü Ocakçı saymak oyunçulukdur. Oyunçuluğu Mutlaka İnam Ocağı reddediyor. Ocağın her bir işi taşdan geçiyor. Onun halkın içine yürümesini dinçi ve Batıçı  küvvetler engelliyiorlar, bireylerin Ocağın içine gelişini ise Ocak özü çetinleştiriyor. Yeni Ocak öyle kesin, ciddi kurallarla kuruluyor ve yaşıyor ki, kenardan gelen hiç kes onu bayağılaştıra ve başka hadiselerle aynileşdire bilmiyor. Ocağın esas devüzü “Benzersizlik, elçatmazlık, özünemahsusluk”dur. İnam Evinde insanlar bu niteliklere yiyeleniyorlar. Burada hiç ne resmi kurallarla yaşatılmıyor, her şey ruhani sorumluluk ölçüsüne esaslanıyor. Mutlaka İnam Ocağının demek olar ki, bütün toplantıları İnam Evinde düzenleniyor. Doğrudur, kaçınılmaz durumda toplantıların yerini değişiyoruz. Mesela, Ocak Bayramlarını en çok İnam Evinde geçirsek de, Yurtumuzun bölgelerinde yerli insanlarla bir yerde bayramlaşmağı da biz üstün tutuyoruz ve bu isteğimizi ayrı-ayrı çağlarda gerçekleştiriyoruz da. Öylece de Amallaşma-Doğmalaşma günlerinin, Aile günlerinin bölgelerde geçirilmesi ola biliyor. Ocak törenlerise (“Ata Sonevini (-kabrini) Ziyaret günü”nden başka)  yalnız İnam Evinde düzenlenmelidir. Tabii ki, Ocak yalnız ocakçılar için yaratılmayıp. O gitdikce halklaşmağa doğrudur. Ocak halklaşdıkca İnam Evlerinin sayı da artacak. Bu sebepden de törenler yalnız Atakenddeki (Bakı) İnam Evinde keçirile bilir.
Bu gün Asif Ata Ocağının bir İnam Evi var. Bu da ne idea bakımından, ne de ameli olarak bir günde meydana gelmeyip. Yıllarla araştırılıp, düşünülüp. En çetini  birinin amele gelmesidir. Birincinin idea kimi akıla gelmesi de, onun toplumda kabul olunması da uzun süre gergin iş, zahmet talep ediyor. Bugün dünyanın her yerinde kabul olunan kilseler, tapınaklar, mescitler de bu tür çetinliklerle başlayıp, kurulup. 
Yüz yıllara, hatta bin yıllara beraber olan olayın her bir yönü ciddi ve esaslı işleniyor. Öyle ona göre de o, uzun ömürlü oluyor.
Doğrudur, bizim İnam Evimiz mimarlık bakımından biçimini hele tam bulmayıp. Ama bu bir oda Ocağın kutsal çalışması için göydendüşme bir hadise oldu. Asif Ata Ocağı öz törenlerini yıllarla orda-burda geçirib. En çok da yaşadığımız kira evlerde. Hele Ocak tarihinin 9-cu yılında Asif Ata ilk Evlatlarına Ocak Evi yapmayı havale ediyor. Ama nice, neyle? Bu soruya yanıt vermek çok çetin idi. Öz geçimlerini gücle sağlayan Ocakçılar Atanın bu talepini çağında ödeye bilmemişler. Aslında hiç şimdi de Ocakçılarda bele bir talepi ödeyecek maddi imkan yoktur. Ola bilir, bundan sonra da olmayacak. Çünki Ocakda para kazanmakla uğraşan yoktur. Ocak halklaşdıkca halk İnam Evi kurmağa yönelecek. Biz bu İnam Evini Ocak Evlatı Safruhun öz evini Ocağa vermesi ile yarata bildik. Bir yatak ve bir stolun gücle yerleşdiği dar bir otağın yerinde Ocak Evladları aşağı-yukarı 35–40 m2-lik bir oda kurdular.   
 Ailelerinin boğazından keserek, fiziki işlerin hepsini özleri hayata geçirerek ruhani fedakarlık sayesinde İnam Evini başa getirdiler. Ocak adresinin somutlanması bakımından, bu işin önemi oldukca büyükdür. Buna kadar törenlerin yüksek sorumluluk ve ciddiyyetle geçirilmesine bakmayarak, onların düzenlendiği adreslerin hiç birine İnam Evi demek olmazdı. Ocakçıların geçim evleri şarti olarak Ocağa ilişik adres kibi kabul oluna bilir, ancak İnam Evi kibi  kabul olunamaz. Hatta Asif Atanın Evi de İnam Evi değildi.
Asif Atanın araştırmalarında Tapınak, Amaç Evi, Ocak Evi, İnam Evi, Fikir Evi kibi idealar vardır. Bunların içerisinde Tapınak ideasından başka hepsi Asif Atanın öz yaratıcılığıdır. Bunların her biri doğrudur, mazmuna uyğundur. İnamın mazmununa en uyarlısı, uğurlusu ise İnam Evi olduğu için biz de bu ideanın üzerinde dayandık. Fikir Evi ideası ise neredeyse farkli mazmunu ifade ediyor. Fikir Evi değişe de bilir. Fikir Evi aslında Ocağın halkla görüşüne, görüşün özüne değiliyordu, adrese yok... Fikir Evinin genelleşdirilmiş görüşden farkı odur ki, burada dünyabakışın prensipleri ardıcıl ve sistemli olarak hisse-hisse katılımçılara öğretiliyor. Fikir Evi en çok resmi adreslerde (medeniyet evleri, klüpler) geçiriliyor. Burada mazmunun yiyesi, sahipi Ocakdır, adresin yiyesise başkası. İnam Evise türk halkının ruhaniyyat adresi kibi bütünlükle bağımsız bir hadisedir. Onun ne mazmununda, ne işinde, ne hayata etkisinde başka bakışların, şahısların, öylece de resmiyetin heç bir katkısı yoktur. Biz İnam Evimizi türk halkının ruhaniyyat adresi  kibi değerlendiriyoruz. Bunu okuyanlar saymasınlar ki, biz bunu demekde duygusallığa kapılıyoruz. Yurtumuza gelen, getirilen her tür dini, siyasi, ideoloji teoriler kısa sürecde burada etkinleşiyor ve gerçek işe başlıyor. Bunların hepsi de türkçülüğün çöküşüne hizmet ediyor. Yurtumuzda bunlara karşı heç bir teperli direniş yoktur. Bunu istemeğen ayrı-ayrı bireyler de hiç bir gücleri de yokyur ve hiç ne ede bilmeyecekler. Çünki ideoloji iş hava kibi bir şeydir. Onun içeri girmesi görünmüyor. Toplum da öyle bir seviyede değil ki, ona bel bağlayasın. Ona göre de çıkış yolu birdir – halkın dünyabakışı kökünden değişmelidir. İnam Evinde Türk halkının Dünyabakışı değişiliyor. Bu halkın hayatında başka bakışların yaşamasını sınırlamak ve zaman-zaman aradan kaldırmak için ciddi bir Ruhaniyat adresidir İnam Evi. Türk halkının öz Ruhaniyyatı, İnam Evi olmadığı için bütün değerleri değersizdir, ayakalar altındadır. Onun hayatında hiç bir özümlü değerin etkisi yoxdur. Özü de öz değerlerine şaklaban seviyesinde yanaşıyor. Ölçütsüzlükden ileri gelen bu tür yanaşma onun hayatında tarihi felaketler doğurub ve doğurmakdadır.
 Ümumiyyetce, milliliğe karşı ideoloji bir yürüş var. Bu da ümumbeşer haline, uyumuna nizamsızlık getiriyor. Milliliğe söykenerek kurtulmak olur. Küreselleşmenin vaatları kommunizmin vaatları kibi hulyavidir, abuk-sabukdur. Şimdiki küreselleşme tarafdarları aslında eski kommunizm tarafdarlarıdır. Demokrasi bağırtıları ile kulak batıranlar daim antimilli, antiinsani yaşayıplar. Dinçiliğe çağıranlar da hemin akıdesiz, maneviyatsız tabakadır. Küreselleşme tarafdarları ile dinçilerin milliliğe karşı nefretleri onların akıdesizliğinin göstericisidir. Halbuki kommunizm ideolojisinin başında duranların çokusu milletçiydiler. Meselenin kötü tarafı onda idi ki, onların milletçiliği imparatorluğa söykeniyordu, insanseverliğe yok. Öyle semit dinlerinin yaratıcıları da (Musa da, Muhammed de) milletçiydiler. Ama Muhammedin milletçiliği de başkalarının, – özellikce de Türkün zararına idi. Zararı bugün de bizim hayatımızda aydın görünüyor. Türkün Yurtunda var olan mescitler Türkçülüğe karşı işliyorlar. Muhammed arap dilinde din yarattı. Onu öyle arap dilinde de Türkün Yurtuna getirdiler. Şimdi  Türk öz Yurtunda arap dilinde ibadet ediyor. Türk Allahla arap dilinde konuşuyor. Aslında Allahın ne istediğini anlamıyor. Hiç Allah da Türkün ne istediğini anlamıyor. Temas daim anlaşılmazlık ortamında geçiyor. Allah insanın iç menliği kibi yok, onun gözetmeni kibi düşünülüp. O, ümumbeşer mazmunu taşımıyor, arapçılık hasleti yaşatıyor. Allah ümumbeşer mazmunu taşısaydı, türk öz isteğini, sevgisini öyle türk dilinde Allaha çatdıra bilirdi. Bütün çatışmazlıklarına bakmayarak, hristiyanlık islamdan bir adım ileride duruyor. Rus ibadetini rus dilinde ediyor, ingilis ingilis dilinde ve s. Türk üçüncü binyıla arapın arkasınca giriyor. Dünya için Türkün ruhani boyu yokdur. Arapın Allahı kuralı böyle koyub. Türk öncül ola bilmiyor, dinden ayrılmayınca öncül ola bilmeyecek de. Türk dünyaya arapın öğretdiği sözü diyor, öz sözünü demiyor. Dünya türkün dilinden arapın düşüncesini dinlemeli oluyor. Yurtu korumağın ilk önce kurmak aşaması var. Bizi olduğumuz kibi (bir halk olarak olanaklarımızla bir yerde) kim koruya bilir?! Bizim varlığımızın korunması çetin bir yükdür. Bu yükü götürmek için amaç olmalıdır. Bizim yerimize (ister dini yönde, ister siyasi anlamda) kim karşısına bu amaçı koya bilir?!
Asif Atanın işini, zahmetini, yaratıcılığını yalnız bu bakımdan öğrenmek doğrudur. Ata filozofdumu, peygamberdimi? Hele de bu sorular üzerinde düşünenler var, hele de bu sorularla bizi bezdirenler var. Asif Ata filosofdur ve peygamberdir. Onun filozofluğu peygamberliğine gerek oldu – İnamını uydurmadı. Onun felsefesi de, İnamı da öz adıyla, öylece de ulusunun adıyla ilişikdir. Felsefesini de, İnamını da türk dilinde yaratıb. Mazmunu insanilikdir, beşerilikdir. Her halk Mutlaka İnamdan yararlana bilir. Bu halde hiç kimi Türk asimilasiyonu gözlemiyor. İnsanilik beşeri olanakdır. Her halk bu olanağı öz dilinde ortaya çıkara bilir ve bunun esasında milli geleneklerini yarata bilir, bağımsız varlığını koruyur ve özünü ifade ede bilir.
Böylece, istekli yurttaşlarımız, biz size İnam Evinin kurulması, işi, yöntemi, anlamı hakkında belli bilgiler vermeğe çalışdık. İstiyoruz siz de bizim milli, insani, beşeri mazmun taşıyan ruhani savaşımıza yardımçı olasınız. İnam Evine gelin, bizimle ilişkiler kurun, kavğamızla daha yakından tanış olun. Oturalım yüz-yüze konuşalım, doğmalaşalım, yakınlaşalım. Milli, insani varlığımızı bir yerde alğılayalım, onu dünyaya sunalım. İnsanlı, Ruhaniyyatlı, İnam Evi olan bir halk olalım.
İnam Evinin kapısı yüzünüze açıkdır.
Yılımız – İnam Evi Yılıdır. Yüzyılımız – Türkün Ruhaniyatlaşmak yüzyılıdır.

Yükümüzden Büyük Ferahimiz Yoktur!
Atamız Var olsun!

5–7 Gurup Ayı, 29-il.
Atakend.






Logged
Yolruh
Üye
**

Karma: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 31


« Yanıtla #1 : Nisan 29, 2008, 01:29:44 ÖS »

Yüce türk ulusu, bu siteyi Azerbaycandan sizin icin yaptık-Türkiye türkcesinde!
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.inamevi.tr.gg

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Edebiyatımız Öğretmen Forum Öğretmen Tv Bilge Öğretmen Dilciler Mehmet Akif Ersoy Kitap Yurdum Dinlence Türküseveriz.biz Oyundakal Seyredal Resim Galerisi Eksiksiz Estetik

Bilge Öğretmen Eğitim Siteleri oyun komedi sohbet
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!