Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Yazar-Şair / Necip Fazıl Kısakürek nasıl şair oldu?
« Son İleti Gönderen: intibah Mayıs 14, 2012, 02:27:56 ÖS »
Dostoyevski kime, “sana hakaret için geldim” dedi, Zübeyir Yetik bir sayfa yazıyı nasıl beş dakikada yazdı, Nuri Pakdil, Sezai Karakoç ve Cahit Zarifoğlu nasıl yazı yazardı? İşte ayrıntılar:

Yaşar Yeşil'in haberi

Usta yazar Rasim Özdenören, “Yazı, İmge ve Gerçeklik” adlı eserinde; yazma eylemi, yazı-yazar ilişkisi, yazının imkânları ve anlam dünyasına ilişkin esaslı tespitlerde bulunur.

Özdenören'in, okuyucuya oldukça geniş perspektifler sunan bu son derece önemli kitabında, ünlü yazarların dünyasına ilişkin ilginç anekdotlar yer alıyor. Yazar, kitabında yer yer kendi yazma serüvenini anlatırken diğer yandan yakın dostları ve arkadaşlarının nasıl yazdıklarına ilişkin tanıklıklarını da dile getiriyor.

Rasim Özdenören ustamızdan; Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in nasıl şair olduğunu öğrendiğimiz gibi, aynı zamanda Akif İnan, Erdem Bayazıt, Zübeyir Yetik, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Nazif Gürdoğan, Alaaddin Özdenören ve Sezai Karakoç gibi isimlerin nasıl yazdıklarını da öğrenmiş oluyoruz.

İşte Özdenören ustanın, yazarların dünyasına ilişkin anekdotları ve tanıklıkları:

NECİP FAZIL NASIL ŞAİR OLDU?

Necip Fazıl Kısakürek, şairliğinin bahanesini şöyle anlatıyor: “Şairliğim on iki yaşımda başladı. Bahanesi tuhaftır. Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim. Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter... Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde... Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp; 'Senin şair olmanı ne kadar isterdim!' dedi.

Annemin dileği bana, içimde beseleyip de on iki yaşına kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi... Gözlerim, hastahane penceresinin penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgâra karşı, içimden kararımı verdim: 'Şair olacağım! Ve oldum.'”

Necip Fazıl'a izafeten anlatılan bir anekdot var. Üstad bir gün, aç kalmışken, bir pastanede, gazetesine yetiştirmesi gereken yazısını yazmaya çalışıyor. Önündeki kâğıda yazının başlığını yazmış: 'Açlık!' Tam o sırada bir arkadaşı çıkageliyor ve üstadı yemeğe davet ediyor. Üstad da davete icabet ediyor. Yemekten sonra yazısını yazmak üzere kâğıdını önüne koyduğunda, yazmakta zorlanıyor ve: “Bütün açlık ilhamımı mahvettin!” diye arkadaşına serzenişte bulunuyor.

AKİF İNAN'LA MİLLİ GAZETE'DE...

Akif İnan'la birlikte Milli Gazete'de ziyaretine gittiğimiz Zübeyir Yetik: “Bana beş dakika müsaade edin, yazımı yazayım, sonra birlikte oluruz” dedi. Ben, “Sana beş dakika müsaade, beş dakikayı bir saniye geçerse buradan ayrılırız” dedim. Zübeyir, odasına geçti ve hemen geri döndü, daktilonun şeridini değiştirmesi gerekiyormuş, dakikaları şerit değişiminden itibaren hesaba katmamızı istedi. “Peki” dedik. Kronometrelerimizi, dediği andan itibaren çalıştırmaya başladık.

Zübeyir, beş dakikanın dolmasına beş-on saniye kala, elinde bir daktilo sayfası yazılmış yazısıyla çıktı ve kâğıdı sallayarak: “İşte” dedi. Ben bu manzaradan heyecanlandım, çünkü hiçbir zaman bu kadar kısa sürede, böyle bir yazı çıkartabileceğini aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Zübeyir, “Bunlar gazetede yazısı, gazete yazısı kolay yazılır” diyordu. Daha sonra biz de günlük gazete yazısı yazmaya başladık. Ama hiçbir zaman, bu kolaylıkta Zübeyir'in ulaştığı başarıya ulaşmamız mümkün olmadı.

Zübeyir'den bir anı daha. Akif İnan'ın odasında Yunus Emre'den söz açılır. Nuri Pakdil, Erdem Bayazıt, Akif İnan ve Zübeyir Yetik derler ki; hadi her birimiz yarım saat içinde Yunus üzerine bir yazı yazalım. Herkes bir yere çekilir. Yarım saat sonra yeniden Akif'in odasında buluşacaklardır. Yarım saat sonra odaya döndüklerinde, Yalnızca Zübeyir'in beş-on sayfalık bir yazı ile geldiği görülür. Ötekilerin kâğıdı boştur! Ben de zor yazanlar sınıfındayım.

'BİR ÖĞÜN YEMEK İÇİN ORALARA GİDEMEM'

Benim adamım, Faulkner fazla gezgin biri değilmiş. O da benim gibi bir yerlere kıpırdamamakta ısrarlı davranırmış. Nobel ödülünü almak için ayak sürüdüğünü, sonradan kızının hatırı için Stokholm'e gittiğini biliyoruz.

John F.Kenedy başkan olunca, Nobel kazanmış Amerikalı yazarları ve bilim adamlarını bir ziyafete çağırınca katılmayı reddetmiş, gerekçesini de: “Bir öğün yemek için şimdi buradan kalkıp ta oralara gidemem doğrusu!” diye açıklamış.

Kendine ait odası olmayan ve bir yerlere kımıldamak istemeyen yazarlar olduğu gibi üşenmeden dünyanın bir ucundan öteki ucuna gitmeyi göze alanlar da var.

Yıllar önce, müteveffa Aziz Nesin'in, bir roman yazmak için Ada'da bir otele çekilmiş olduğunu okuduğumda hayret etmiştim. Ben o tarihte, kahve köşelerinde kendime izbe bir yer seçmekle meşgul bulunuyordum.

DOSTOYEVSKİ: SANA HAKARET İÇİN GELDİM!

Dostoyevski de kendine ait odası olmayanlardan. Bu yüzden zengin, asaletli, malikâne sahibi Turgenyev'e içerleyip dururmuş. Bir gün onun ziyaretine gitmiş. Uşaklar, hırpani kılıklı Dostoyevski'yi içeriye almak istememişler. O da: “Efendinize söyleyin, Dostoyevski ziyaretine geldi” demiş.

Uşaklarla gönderilen mesajı alan Turgenyev, büyük yazarı bizzat karşılamak için kapıya kadar teşrif etmiş. Turgenyev, Dostoyevski'nin bu ziyaretini kendisi için bir lütuf saydığı besbelli. Etrafta uşaklar, hizmetçiler, belki seyisler dolanırken, Dostoyevski, güler yüzle kendisine: “Seni ziyarete geldim, ama oturmak için değil; sana hakaret için geldim” demiş ve Turgenyev'in elini sıkmadan geri dönüp gitmiş. Bir rivayette, Turgenyev'in yüzüne: “Tuh!” dediği de söylenir.

SEZAİ KARAKOÇ KAHVEDE YAZARDI

Sezai Karakoç'un kahvede etrafındaki arkadaşlarıyla bir yandan çayını yudumlarken, bir yandan da yazısını yazdığını, 60'lı yıllarda bu tarzın nerdeyse onun alışkanlığı olduğunu söyleyebilirim.

Nuri Padil'i ise uzun yıllar bir arada bulunmamıza rağmen yazı yazarken hiç görmedim. Çünkü kitap okumak da, yazı yazmak da onun için özel bir ritüel sayılırdı. Kitap okumak için bile elbisesini giymekten başka kravatını da kuşanır, masanın başına öyle otururdu. Okumaya verdiği değerden ileri gelirdi bu.

Rahmetli Cahit Zarifoğlu ise nerde olsa orda yazardı. Onun ritüelleri, en azından yazma konusunda, sanıyorum hiç olmadı. Akif İnan, Nazif Gürdoğan ve Alaaddin (Özdenören) de kendine mahsus odası ve ritüeli olmayanlardan.

Ama Necip Fazıl? O, kahvenin köşesinde bile yazsa, orayı kendine mahsus bir odaya dönüştürmenin üstesinden gelirdi. Onun, kahvede yazı yazdığını gören biri olarak söylüyorum bunu.

Onu, evinde yazı yazarken de gördüm. Buluşma saatimizden biraz önce gitmiştim evine. Beni salonda kabul etti, ama buluşma saatimiz gelinceye kadar: “Hoş geldin!” demedi. Tam buluşma saatinde, kalemi bıraktı ve o zaman: “Hoş geldin!” dedi. Kürsü biçiminde tertiplenmiş, yüksek bir masa kullanıyordu. Ve o salon da, sanıyorum kendine aitti.

On5yirmi5
2
Eğitim Haberleri / Dinçer: 111 bin öğretmen açığı var
« Son İleti Gönderen: intibah Mayıs 04, 2012, 09:59:00 ÖÖ »


Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer halen 111 bin 529 öğretmen açığı bulunduğunu belirtirken, en fazla açığın, “Rehber Öğretmenlik”, “Okul Öncesi Öğretmenlik” ve “Beden Eğitimi” alanlarında bulunduğunu açıkladı.

MERİÇ TAFOLAR

Dinçer, 2011-2012 eğitim öğretim yılında 50 bin 150 ücretli öğretmen alındığını belirtirken, halen eğitim fakültelerinde 257 bin 738 öğrencinin eğitimini sürdürdüğünü bildirdi. Dinçer, daha önce verdiği bir demeçte haziran ayında öğretmen ataması yapılmayacağını ancak atamaların ağustos ayında gerçekleştirilebileceğini açıklamıştı.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın soru önergesini yanıtlayan Dinçer, 29 Şubat itibarıyla bakanlığa bağlı resmi eğitim kurumlarında 111 bin 529 öğretmen ihtiyacı bulunduğunu belirterek, alanlara göre rakamsal dağılım hakkında da bilgi verdi.

Dinçer’in verdiği bilgilere göre en fazla ihtiyacın bulunduğu alanlar şöyle:

İhtiyaç fazlaları

“Rehber Öğretmen 18 bin 956, Okul Öncesi Öğretmenliği 11 bin 138, Beden Eğitimi 10 bin 582, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 8 bin 690, Teknoloji ve Tasarım 8 bin 267, Zihin Engelliler Sınıfı 7 bin 631, İngilizce 7 bin 466, Türk Dili ve Edebiyatı 6 bin 113, Müzik 5 bin 390, Matematik 3 bin 991, Görsel Sanatlar/Resim 2 bin 846, Fen ve Teknoloji 2 bin 297, Sosyal Bilgiler 2 bin 35.”

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, atanamayan öğretmenlerin yoğun talebine karşın bu yıl haziran ayında öğretmen ataması yapılmayacağını, ağustos ayında yapılmasının planlandığını duyurmuştu. Dinçer’in verdiği bilgiye göre, halen eğitim fakültelerinde öğrenimi sürdüren 138 bin 450’si kadın toplam 257 bin 738 öğretmen adayı öğrenci bulunuyor.

Milliyet

http://www.ogretmenlerportali.com/dincer-111-bin-ogretmen-acigi-var
3
Eğitim Haberleri / Polis Meslek Yüksekokulu Başvuru Baraj Puanı 260'e Düşürüldü
« Son İleti Gönderen: intibah Mayıs 04, 2012, 09:32:38 ÖÖ »
Polis Akademisi Başkanlığı, 2012 Polis Meslek Yüksekokulu öğrenci adaylarında aranacak Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS) baraj puan şartını 270'ten 260 puana düşürdü.

Polis Akademisi Başkanlığı, 2012 Polis Meslek Yüksekokulu öğrenci adaylarında aranacak Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS) baraj puan şartını 270'ten 260 puana düşürdü.

Polis Akademisi Başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, PMYO giriş sınavına başvuru yapacak adayın 2012 YGS-1, YGS-2, YGS-3, YGS-4, YGS-5 ve YGS-6 puan türlerinden en az 270 puan alması gerektiği bildirildi.

İnternet üzerinden 25 Nisan'da başlayan başvurular 11 Mayıs Cuma günü sona erecek.

Başvuru merkezlerine şahsen başvurular ise 30 Nisan - 11 Mayıs tarihleri arasında yapılacak.

Adaylar, başvuru şartlarıyla ilgili bilgiye, http: //pmyo.edu.tr, http: //www.egm.com.tr ve http: //pa.edu.tr internet adreslerinden ulaşabilir.
http://www.bilgisorgula.com/polis-meslek-yuksekokulu-basvuru-baraj-puani-260e-dusuruldu
4
Güncel Haberler / Belarus’ta Türk kültürü festivali
« Son İleti Gönderen: intibah Mayıs 01, 2012, 02:44:13 ÖS »

Belarus’un başkenti Minsk’te ilk kez düzenlenen Türk kültürü festivali, büyük ilgi gördü.

Milli Kütüphane'deki festival, Diyalog Avrasya Derneği, Türkiye'nin Minsk Büyükelçiliği, Yunus Emre Enstitüsü ve Ankara Yenimahalle Belediyesi’nin destekleri ile organize edildi. Festivalde; halk oyunları ve sema gösterisi, musiki dinletisi ve ebru sanatından örnekler sunuldu. Bunun yanında gravür ve ebru olmak üzere 2 ayrı sergi de festival boyunca ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Yerli ve yabancı üst düzey birçok devlet yetkilisinin katıldığı programda Belarus’taki Türkiye, Almanya, Brezilya, Çin, Filistin, Hindistan, Irak, ve Vietnam büyükelçileri de hazır bulundu.

Programın açılışında konuşan Minsk Büyükelçisi Cevat Nezihi Özkaya, Diyalog Avrasya Derneği’nin bugüne kadar çok faydalı faaliyetlerde bulunduğunu, Türk Kültür Festivali’nin de bu güzel faaliyetlere iyi bir örnek olduğunu dile getirdi.
5
Eğitim Haberleri / Hakan Öğretmenimize Yapılan Saldırı Vicdanları Yaralamıştır
« Son İleti Gönderen: intibah Mayıs 01, 2012, 11:46:26 ÖÖ »


Daha önce birçok ilde tanık olduğumuz öğretmene şiddet, şimdi de Kütahya’da kendini göstermiştir. Kütahya Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğretmeni Hakan Gülhan öğrencisinin saldırısı sonucu ağır yaralanmıştır.

İnsanların kendi çocuklarına bile gereken sevgiyi gösteremediği bir ortamda, 40-50 kişilik sınıflarda her bir öğrencisine ayrı sevgi gösteren, daha iyi eğitim almaları adına hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan öğretmenlerimize uygulanan şiddeti kabul etmemiz mümkün değildir. Öğretmenimizin durumu şu anda iyi olsa da, yaşanan bu saldırı, eğitim çalışanlarının vicdanını yaralamıştır.

Eğitim-Bir-Sen olarak, öğretmenlerimizin, öğrencilerin daha iyi bir eğitim almaları adına mücadele verirken, hayatlarını riske edecek derecede şiddete maruz kalmasından son derece kaygılıyız.

Milli Eğitim Bakanı’nın yaptığı açıklamalarla sürekli öğretmenleri dövdüğü bir ortamda, öğretmenin öğrencisi tarafından saldırıya maruz kalması, öğretmenlerimizi yalnızlaştırmış ve adeta sahipsizlik hissi oluşturmuştur. Sendikalardan başka sahip çıkanı olmayan öğretmenlerimize kendi Bakanı’nın sahip çıkma zamanı gelmiş ve geçmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimin paydaşları ile birlikte bu konuya dikkat kesilmeli, en azından bundan sonra yaşanacak bu tür olayların önüne geçecek tedbirleri almalıdır.

Bu olay bize göstermiştir ki, bugüne kadar gerek öğretmenlerimizin karşılaştığı gerekse de toplumun genelinde gözlemlediğimiz şiddet olayları, eğer gerekli önlemler alınmazsa, ilk olmadığı gibi son da olmayacaktır.

Toplumsal şiddetin geldiği noktayı gösteren ve geleceğimizin inşa edildiği en önemli alan olan okullarda ortaya çıkan bu tür menfur olaylar, gerekli yasal düzenlemeler hayata geçirilmediği müddetçe, yaşanmaya devam edecektir. Milletimizin geleceğini inşa etme adına kutsal bir görevi yerine getiren öğretmene saygısı olmayanın içinde yaşadığı topluma hiçbir faydası olmayacaktır.

Eğitim-Bir-Sen olarak, Kütahya Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğretmenimiz Hakan Gülhan’a yapılan saldırıyı kınıyor, tüm eğitim çalışanları adına öğretmenimize acil şifalar diliyoruz.
6
Eğitim Haberleri / Eğitim sisteminde radikal değişim geliyor
« Son İleti Gönderen: intibah Mayıs 01, 2012, 11:31:31 ÖÖ »
Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nde değişiklik yapmayı planlayan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), hazırladığı yeni yönetmelik taslağını, görüşlerini almak için eğitim sendikaları ve sivil toplum örgütlerine gönderdi.
Taslağa göre başarılı öğrencilere liseyi 3 yılda bitirme hakkı verilerek erken mezun olma imkânı getiriliyor. Buna göre, 9. ve 10'uncu sınıflarda bütün derslerden başarılı olan ve ortalaması 90'ın üzerindeki öğrenci, 11. sınıfta geçici olarak 12. sınıfa kaydını yaptırabilecek. Merkezi sistemle yapılacak sınava giren başarılı öğrenci 11. sınıfın sonunda okuldan mezun olabilecek.

Yeni yönetmelikle uygulamalı derslerle ilgili olarak; mesleki ve teknik okullarda, imam-hatip liseleri, meslek, güzel sanatlar ve spor liseleri ise merkezi sınavla yapılamayacağı için yarıyıl, yaz tatillerinde veya en geç ağustos ayı sonuna kadar yoğunlaştırılmış eğitim verilecek.

Taslaktaki diğer değişiklikler şöyle:

Sınıf mevcutları fen liseleri ile sosyal bilimler liselerinde daha önce 26 iken bu sayı 30'a çıkarılıyor. Genel liselerde yer sıkıntısı yaşanır ise sayı 40'a kadar çıkacak.

Ders saatleri 45 dakikadan 40'a düşürülüyor.

Özürsüz devamsızlıktan kalma süresi önce 20 günden 45 güne çıkarılıyor.

Puanla değerlendirme sisteminde değişiklik yapılıyor. Şu anda puan olarak 0-24 'Etkisiz', 25-44 'Geçmez' iken yeni şekliyle 0-44 'Geçmez' oluyor.

Ders yılı sonunda bir dersten başarılı olma kriterleri değişiyor. Mevcut haliyle birinci dönem notu etkisiz '0-24' ise ikinci dönem notu orta olunca geçilirken artık bu geçilemeyecek. En az birinci dönem 35, ikinci dönem 45 not almak veya birinci dönem notu 35'ten az ise ikinci dönem en az 70 almak gerekiyor.

Başarısız dersi olanların ortalamayla sınıf geçmesi bazı liselerde kolaylaştırılıyor. Yeni uygulamada ayrım yapılmaksızın bütün liselerde yıl sonu başarı puanı 50 olanlar, başarısız dersi olsa dahi sınıf geçebiliyor.

Sorumlu geçmede ders sayısı artırılıyor. Şu anda sınıfını geçemeyen öğrencilerden, alt sınıflar da dâhil toplam 5 dersten fazla başarısız olanlar sınıf tekrarı yaparken bu sınır 6 derse çıkarılıyor. Bir öğrenci okuduğu sınıfta 4, alttan kalan 2 ders olmak üzere toplam 6 dersten başarısız olsa dahi sınıfını sorumlu geçebiliyor. Diğer bir ifadeyle öğrenci ancak toplam 7 dersten başarısız olursa sınıf tekrarı yapıyor. Yeni uygulamada en fazla 4 dersten başarısız olan sınıf geçebilecek.

Zaman gazetesi
7
Yeni Türk Edebiyatı / Ynt: Tanzimat Devri Türk Gazeteciliğine Kısa Bir Bakış...
« Son İleti Gönderen: esirtgen Nisan 30, 2012, 08:26:24 ÖS »
teşekkürler
8
Yeni Türk Edebiyatı / Ynt: Milli Edebiyat Akımı(1911-1918)
« Son İleti Gönderen: esirtgen Nisan 30, 2012, 08:25:37 ÖS »
teşekkürler
9
Yeni Türk Edebiyatı / Ynt: SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI
« Son İleti Gönderen: esirtgen Nisan 30, 2012, 08:24:40 ÖS »
teşekkürler
10
Türk Edebiyatı / Ynt: BATI TESİRİNDE TÜRK EDEBİYATI ( MİLLİ EDEBİYAT )
« Son İleti Gönderen: narses Nisan 28, 2012, 09:21:00 ÖÖ »
tşkelrrrr
Sayfa: [1] 2 3 ... 10
Öğretmen Forum Öğretmenler Portalı Bilge Öğretmen Dilciler Kitap Yurdum Dinlence Türküseveriz.biz Oyundakal Seyredal Eksiksiz Toner Dolumu

Bilge Öğretmen Eğitim Siteleri