Gönderen Konu: Yunus Emre ve Mistizm.  (Okunma sayısı 180 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sagir

  • Üye
  • **
  • İleti: 12
  • Karma: 0
Yunus Emre ve Mistizm.
« : Şubat 07, 2012, 01:00:52 ÖÖ »
Yunus Emre ve Mistizm


Yunus Emre yaşadığı dönemdeki Türkçe’yi en güzel kullanan, Tasavvuf ve tekke Şairlerimizin en önde gelenlerindendir  O’nun divanındaki şiirleri dikkatle incelendiğinde İlahî aşkı terennümden gayrı ne bir beytine, ne bir mısrasına, ne de bir gazeline rastlayamazsınız  “Işkun aldı benden beni bana seni gerek seni –Ben yanaram düni güni bana seni gerek seni ” Diyen Yunus İlahî aşk deryasında kendi benliğinden geçerek yalnız Hakk’la vuslattan başka hiçbir arzusunun olmadığını o vuslatın özlemi ile gece gündüz yandığını ifade etmektedir  Yunus Emre’nin istisnasız bütün şiirleri İslam’ın derunî bir düşünce ve kavrayış sistemi olan tasavvufî terennümleridir Bunun ötesinde bir yaftalama ve etiketleme gayretine girmenin, yani Yunus Emre’yi batılı bir idrak la, mistizm ile alakalandırma gayretlerinin, ısrarlarının abesle iştigalden öte, Yunus Emre’ye iftira etmektedirler  Böylesi bir yaftalamanın, Yunus’u Mistik bir şair olarak tanıtma gayretinin iddiacıları nedenlerini de ispatlamak zorundadır 

Türk milletinin yetiştirdiği bu yüce şahsiyeti, tasavvuf şairini, bu milletin imanından koparma çabalarının bu güne kadar bir sonuç vermediği gibi bu günden sonra da bir sonuç vermeyeceğine inanıyorum
Bu girizgahtan sonra tasavvuf nedir, mistizm nedir kavramlarını açıklayarak Yunus Emre’nin gerçek yerinin nerede olduğunu anlatmaya çalışacağız 
Tasavvuf ve sufizm de çoğu kez mistisizm ile karıştırılmaktadır  Oysa tasavvuf ve sufizm İslam dinine özel bir terim olup diğer dinlerin mistiklerinden bazı yönleri ile ayrılmaktadır  Sufizm ve tasavvufun mistisizm'den başlıca farkları şunlardır:
Tasavvufta Peygamber ve bir mürşidi kâmil yolu ile ruhî tekamüle ve Allah’a ulaşmak vardır  Mistizmde Peygamber veya mürşid-i kamile gerek yoktur  Aklın kavrayamayacağı hakikatler bulunduğunu ve bunların Sezgiler, ilham ve algılar yoluyla kavrana bilineceğini hedefleyen bir düşünce sistemidir

Gel ey kardeş Hakk’ı bulayım dersen,
Bir kâmil mürşide varmazsan olmaz!
Deyen Yunus Emre’nin mistizmden ne kadar uzak olduğu ortadadır 

Tasavvufta ise bu mesele (yani aklın kavrayamayacağı hakikatler)  imanla temellendirilir ve hakikatin iç yüzü kavranılmaya çalışılır Yaratılandan Yaratan fikrine ulaşmak esastır
" Nazar eyle ilerü, pazar eyle götürü,
Yaradılanı hoş gör, yaradandan ötürü!"

Mistizm ruhî ve bedenî alıştırmalar sayesinde insana huzur ve saadet vaat eden bir öğretidir Ancak orada insanın gideceği yer, varacağı son nokta Yaratıcı değildir  İnsan orada hiçliğe, yokluğa ulaşır 

“Tasavvufun ortaya çıkışından günümüze kadar geçen süre içerisinde bir çok tanımı yapılmıştır  Örneğin Cüneyd-i Bağdadî’ye göre tasavvuf “mûtû kable entemûtu” sırrı gereğince nefsin heves ve hazlardan feragat etmesidir  Bir başka tanımında ise tasavvuf “Hakk’ın seni senden gidermesi ve kendisiyle ihya etmesidir” der  Gazali’ye göre ise “kalbi Hakk’a bağlayıp mâsivâ ile ilgiyi kesmektir ” Bu tanıtım ve değerlendirme amaçlı yazımıza alamayacağımız kadar çok sayıda tanımı yapılan tasavvuf, ana hatlarıyla tahalluk(ahlâklanma) ve tahakkuk (Hakk’ı isimlerinin suretleri ile alemde seyr etme)’u konu ve Allah ve Resul’ünün ahlakıyla ahlâklanmayı gaye edinen bir sistemdir  İster tanımlarında olsun, isterse konu ve gayesinde olsun, tasavvufun birinci derecedeki hedefi ahlâktır 
Yani kişinin teoride Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de ana hatlarını belirlediği ve pratikte de Hz  Peygamber’in en güzel bir şekilde uyguladığı ahlâkı yaşamasını hedefler  ”

(annemarie Schimmel; Tasvvufun Boyutları (302)

Tasavvufun Mistizmden bazı farkları şunlardır
Mistisizm'de ıstırap önem taşıdığı hâlde tasavvufta ıstırabın özel bir yeri yoktur
Tasavvufta terbiye metotları fertlerin karakter yapılarına göre farklılık arz ettiği hâlde, mistisizmde bu farklılık ve zenginlik yoktur
Tasavvufta mânevî yükseliş için ferdî gayret esas olduğu hâlde, mistisizmde değildir
Mistik sadece vecd ehli olduğu hâlde, sûfî hem vecd ehli, hem de ilim talibidir
Tasavvufta zikir ve şeyh ile birlikte bulunmak (sohbet) esastır  Mistisizmde böyle bir esas yoktur
Mistisizm, rûhun cesede hakîmiyetini sağlama ameliyesidir  Tasavvuf ise rûhun arıtılıp Hakk'a vuslata erdirilmesidir  Tasavvuf şeriat kurallarının üzerine bina edilmiş olup İslam dininin bir yüzüdür  Tasavvuf İslam'dan bağımsız düşünülemez
Tasavvufun ahlak kuralları tamamen İslam peygamberinin sünnet denen sözlü ve fiili hareketlerine dayanır  Tasavvuf özel anlamıyla sünneti harfiyyen yerine getirmektir
Yukarıdaki Tasavvuf ve Mistizm’in her ne kadar bazı yönleri biri birine benzer gibi görünse de aralarında çok büyük farklar olduğu görülmektedir  Şimdi Yunus Emre’yi bu bilgiler ışığında okuyup değerlendirecek olursak O’nu daha iyi tanımış ve anlamış olacağız  Bütün şiirlerinde tasavvufî ifadeler ve üstün bir Hakk aşkı görürüz amma mistizme atfedeceğimiz bir kelime dahi göremez ve bulamayız  Bütün bu sebeplerden dolayı Yunus Emre büyük bir tasavvuf şairidir  O’na bundan öte yüklenmek istenen her türlü etiketi reddeder ve Yunus Emre’ye bühtan ve akaret manasına gelir  Bu abide şahsiyeti batılı zihniyeti ile değerlendirmek gafletine düşmeyelim 


İbrahim Sağır

TürkDiliveEdebiyatı.Com

Yunus Emre ve Mistizm.
« : Şubat 07, 2012, 01:00:52 ÖÖ »


GoogleTagged - Etiketler

 
Share this topic...
In a forum
(BBCode)
In a site/blog
(HTML)


Öğretmen Forum Öğretmenler Portalı Bilge Öğretmen Dilciler Kitap Yurdum Dinlence Türküseveriz.biz Oyundakal Seyredal Eksiksiz Toner Dolumu

Bilge Öğretmen Eğitim Siteleri