TürkDiliveEdebiyatı.Com
Kasım 23, 2008, 11:57:37 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Üyeler Giriş Yap Kayıt  
Anket
Soru: AŞIK ÖMER'İN  HADİM KORUALAN (GEZLEVİ)OLDUĞUNU BİLİYORMU SUNUZ?
EVET - 0 (0%)
HAYIR - 1 (100%)
DUYDUM - 0 (0%)
Toplam oy: 1

Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu : GEZLEVİ'(KORUALAN KASABASI)NİN SON OSMANLI ALİMİ Cevap Sayısı : 0 cevap var
Okunma Sayısı : 679 defa 0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: GEZLEVİ'(KORUALAN KASABASI)NİN SON OSMANLI ALİMİ  (Okunma Sayısı 679 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
harunsekerci
Üye
**

Toplam Puan: 1
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 15

edebiyat -araştırma


« : Mayıs 30, 2008, 08:07:21 ÖS »

                                                                           ARAŞTIRMACI YAZAR:HARUN ŞEKER

                                             MEHMET EFENDİ(AKYILDIZ)

Süleyman ve Senem oğlu; Mehmet Efendi,1906 yılında Konya’nın Hadim İlçesinin Gezlevi (Korualan ) Kasabasında doğar. Hacı garı adlı bir kadın Konya da Taş kapı Medresede okutur. Mehmet Efendi köye gelir, okumak istemez. Hasan Efendi( köyün Muhtarı ve imamı), niye geldin, git eniştenin medresesinde oku der.(Çankırılı Ali Efendiyi kastederek). Böyle olunca Mehmet Efendi geri Konya’ya gelir. Hacı Ahmet Efendi’nin Damadı Çankırılı Ali Efendi’ye varır. Enişte ben okumaya devam edeceğim der. Ali Efendi: Ne o işin düşünce mi enişte diyorsun der. Hanımına Şerife Hanıma bak senin akraba geldi, ona bir medrese pilavı yap da yiyelim der. Okula kaldığı yerden devam eder. Hacıveyis zade, Gerezli Hacı Mesut Efendi ile beraber okur.10 yıl hem okumuş hem de medresede ders verir. Sonra askere gidiyor. Askerde 6 yıl sıhhiye olarak görev yapıyor ve Rus savaşına katılıyor.

Hadimli âlimlerin torunlarından, Musa-Fatma kızı, Ayşe ile evlendi. Ayşe Hanımın kardeşlerinin hepsi Hadimde dir. Kardeşlerinin adları; Abdullah, Emin, Hatice, Mehmet olmak üzere 3 erkek bir kız kardeşi vardır. Mehmet Efendinin İki oğlu, Beş kızı oldu. Oğlanlar: Ömer(eşi Dudu), Süleyman(eşi Zeynep), kızları ise Mümine(eşi İbrahim), Hatice(eşi Haydar), Fatma(eşi İsa), Safiye(eşi Mevlüt), Senem(eşi İsmail) dir. Mehmet Efendinin kardeşleri, bir erkek; Hasan(eşi Hürü), beş kız; Ismaan(eşi Gerezli Mehmet), Havva(eşi Bülbül), Fatma, Hatice(eşi Gerezli Ahmet), Ayşe(eşi Şallahlardan) olmak üzere 6 kardeşi vardı.

Nakşibendî tarikatına bağlıdır. Hasan Efendi köyde 30 yıl Muhtarlık ve imamlık yapar. İmamlığı Hasan Efendi den devralır Köyde 47 yıl imamlık yapar. Keramet tarzı bir şey var mı diye sorunca, bir anıyı şöyle anlatır oğlu Süleyman: Bir gün Caminin önünde otururken, Az sonra misafir gelecek, hayır olsun dedi. Baktık ki birazdan misafirler 3 kişi geldi. Babamın intisap ettiği hocalar gelir. Onları namazdan sonra evine götürdü.. İkramlarda bulundu. Herkes tarafından beğenilen saygı duyulan bir âlimdi. Gelenlere kendi eliyle kahve yapar ikram ederdi. Bazen çocuklara bile kahve verirdi.

Köylü tarafından ve çevre köyler tarafından sevilir sayılırdı. Öyle ki pek çok yanlış gelenek ve alışkanlıklardan vazgeçtirir. Ancak bunları yaparken hiç zor kullanmaz davranışıyla örnek olurdu. Diğer oğlu Ömer’e kulak verelim: . Babam bir gün kahveye gelir gelin şu kağıdı beraber oynayalım demiş kumar kağıtları için. Kahvedekiler oyun yok deyince öyleyse yok olsun der; millet de bundan sonra oyun oynamaz olmuş.
Babam talebelerle uğraşır,erken yatar,gece kalkar ondan sonra yatmazdı.Öğrencileri Hacı yonuzlar dan Halil İbrahim,Nazif Hoca,Gerez-den Mehmet,Ali,İsa Hocalardı.Bizim köyden bülbül Hoca.Babam Nakşibendi Tarikatından dı..Babam derdi ki: Hadimi her gün sabah namazını Medine de kılarmış. Orda ki bekçi sormuş, sen hep beni rahatsız ediyorsun sen kimsin necisin diye sormuş, peygamberimizin kabrini koruyan bekçi. Hadimi de ben hadis kitabı yazıyorum, yanlış olmasın diye sormaya geliyorum deyince artık bekçi sormaz olmuş.

Babamı İstanbul’dan davet etmişler. Bende Bozkırdan kap aldım geldim. Babamın arıları vardı. Toprak kaba 5 er kiloluk yağ ve bal koyduk. Babam İstanbul’a garaja inince hamal nere gidecen ben götüreyin der. Babam beni gandırıp soyma falan der. Adam önde babam arkada yola koyulur. Avrupa yakasında otelin önünde,

Adamın biri ona senin geleceğin yer burası der. O adam tanımadığı halde babamla buluşur. Konuşurlar sohbet ederler. Oradaki hoca sana 3 şey söyleyeceğin onu yap der. Senin biriyle bir husumetin oldu, Görevden uzaklaştırıldın. Ancak onun arkasında namaz kıl sonra eve varınca tekrar kaza et der.2-Sen Hutbeye çıkınca Müezzin kuran okuyor buna da canını sıkma okusun der.3 Köyde ittifak olması için buna evet diyeceksin der. Ben eve elektrik aldım. Yeni gelmişti. Babama sana da alalım dedim ama olmaz dedi. Bir
Gün haberi yokken evine seyyar lamba çektim evimden, gelince yaktım. Bir şaşırdı bir şaşırdı, şöyle bir
Etrafına baktı. Allah Allah dedi, şöyle epey düşündükten sonra bunu bulan adamda azıcık iman olsaydı nasıl olurdu acaba diye baktı kaldı. Çok misafir severdi. Öyle ki kahveyi kendieliyle hazırlardı misafire. Müftüye bile hazırladı, yanda bana da hazırlayıverirdi. Otur dedi mi? Öylece kalırdık orada.
Birde dayım söylerdi, eski mezarda, mezar daşının yanında birde Yenicedeki, Duman Çavuşun evine varmadan cevizin dibinde derenin kenarında yatır varmış. Pek çok hastalığa iyi gelir diye söylerdi
Mehmet Ulucan(eski Konya müftüsü) babamın talebesiydi. Babasının adı: Hüseyin, Annesinin adı: Zeynep Çavuşlardan idi. Annesi sırtında okumaya getirirdi. Sonra Konya’ya okumaya gitti. Şama Üniversiteye falan gitti. Aydın’a, Bursa’ya, Mersin’e sonra Konya’ya müftü oldu. Hadim kavaklarda eskiden üniversite şeklinde okunacak yer varmış. Hadimi de oranın hocalarından biriymiş. Ta İstanbul’dan tekâmül için o medreseye gelirlermiş.
1400 yılından beri bu çevrede medreseler devam etmiş pek çok ilim adamı yetişmiştir. En köklü medrese Hadimi medresesidir. Hadim, Taşkent, Avdan, Karaca hisar, Hoca köy Kınık, gibi yerlerde son zamanlara kadar medrese yerleri dahi belirgin bir şekilde duruyorken
ilgisizlik onların yıkılıp gitmesine neden oluyor.
Devrin son ulemalarından olan Mehmet Efendi’ hem köye hem de dışardan gelen talebeler çok şey öğreterek o bölgenin aydınlanmasında önemli rolü olmuştur. Öyleki talebelerinin çoğu müftü, vaiz ve din görevlisi olmuştur. Hadimi kültürünü devam ettiren değerli şahsiyetlerden sonuncusudur. Arkadaşı Gerezli Mesut Efendiyle Gezlevi, Dedem köy, Fakılar, Gerez, Hacı yunuslar, gibi bu vadi içerisindeki yerleşim yerlerini aydınlatmışlardır.
Dedem Ali Şeker’in evinde(gezlevi) yakın köylerden gelen öğrencileri okutup onları üst kademelerdeki görevlere kadar gelmelerinde etkili olur. Bunlardan, Müftü Mehmet Ulucan,
Hacı Yunuslardan, H.İbrahim Hoca, Mustafa Şeker ve daha adlarını bilmediğimiz pek çok öğrenci yetiştirmiştir.
Oğlu Süleyman’ı da yetiştiren hoca efendi, ona tüm dini bilgileri öğretir üst seviyede bilgilendirir. Süleyman Hoca olarak köyde hayatını sürdüren oğlu, Köyü bırakıp başka bir yere gitmez. Köyde aranılan hocalardan olan Süleyman Hoca uzun bir süre köyde ve hadimde imam olarak görev yapar. Hadimdeki akrabaları ile bağlantılarının sürdüğünü görüşmelerimizde de dile getirdi. En dikkat çekeni dayıları ve Mehmet Efendi bir gün karşı Öküz çekmezli mahallesinde Gara oğlanların evine mevlit okumaya giderler. Mevlit sırasında Mehmet efendi’nin kayını yaşlı yün şalvarlı birini görür. Diğerleri fark etmiyor. Mehmet Efendi’ye sorarlar o şalvarlı kavuklu adam kim diye. O da bu evin ta eskilerdeki sahibi diye onları aydınlatır. İşte o nedenle Gara oğlanların dedelerinde de bir âlim olduğunu söylüyorlar.
Bir diğer konuda oğulları pek yayılmasını istemedikleri iki konuyu da ısrarlara dayanamayarak anlattılar. Bunun biri; Köyün girişinde bir Allah dostu olduğunu ve Mehmet Efendi zamanında da olan mezarın ortasında bazı dini günlerde bir ışık yandığını,ve birinin kur’an okuduğunu söylüyorlarmış.Birde Yenice mevkiinde ‘vakıf’ denilen yerde bir mezar olduğunu o aliminde çok eskilerden kaldığını ama kimsenin bilmediğini halk onun yanında dua etse geçerli olabileceğini dayılarından duyduklarını belirttiler.
Mehmet Efendi hakkında yazılacak şeyler zamanla ortaya çıkacaktır. Ancak eserlerinden ya da yazma falan yok mu? Sorusuna önceden çok olmasına rağmen Osmanlıca olanların küfelere doldurulup Hadim’e yasaklı dönemde götürülmüşlerdir.
Ünlü alim Mütevazi evinde 25 Mart 1981 de Korualan(gezlevi) da vefat eder .Mezarı köy girişindeki mezarlıkta dır.Ancak Her zamanki gibi ilgisizliğimiz yüzünden ne kasaba halkı nede ilgili kimseler,ne bir mezarına bakım yapmış ne de köydeki caddelerden birine ismi verilmiştir.
Değerli kimselere gereken saygı ve değeri ne zaman göstereceğiz bilmiyorum.
                                                      

Ünlü şair Halil İbrahim SAKARYA Merhum Molla Mehmet Efendi Hakkında duygularını şöyle dile getirir.



MOLLA MEHMET

Rahmet ile anmak dilek;
Benim Hocam Molla Mehmet
Emsileyi evlek evlek
Belletirdi Molla Mehmet.

Müslümana iman gerek
Ders almıştır nice yürek
Tüm binayı yağlı börek
Belletirdi Molla Mehmet.

Kuran oku, sen de yarış,
Yaratana budur varış
Maksudumu karış karış
Belletirdi Molla Mehmet.

Sona varmak bil ki, er iş
Avamil’de kırdım kiriş
Merah ile sona eriş
Belletirdi Molla Mehmet.

O Ahrete göçtü gitti,
Feyz alanlar selâm etti
Hak himmeti ona yetti
Cennetlikti Molla Mehmet.

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Edebiyatımız Öğretmen Forum Öğretmen Tv Bilge Öğretmen Dilciler Mehmet Akif Ersoy Kitap Yurdum Dinlence Türküseveriz.biz Oyundakal Seyredal Resim Galerisi Eksiksiz Estetik

Bilge Öğretmen Eğitim Siteleri oyun komedi sohbet
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!