TürkDiliveEdebiyatı.Com
Temmuz 30, 2010, 05:34:38 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu : Endurûnlu Fâzıl (hayatı, edebi şah. ve eserleri) Cevap Sayısı : 0 cevap var
Okunma Sayısı : 131 defa 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Endurûnlu Fâzıl (hayatı, edebi şah. ve eserleri)  (Okunma Sayısı 131 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
boran40
Üye
**

Karma: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 13


« : Ocak 14, 2010, 07:48:56 ÖS »

ENDERÛNLU FÂZIL (ÖLM.1810)


A.HAYATI

•   Akkâ’da doğdu
•   Asıl adı Hüseyin olup Enderun’da yetiştiği için Enderûnlu ya da Enderûn3i Fâzıl lakabıyla anılmıştır.
•   Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber küçük kardeşi Hasan'ın ölümüne söylediği tarih manzumesinin yardımıyla bunu yaklaşık olarak tahmin etmek mümkündür. Kardeşi 1201'de (1786) yirmi sekiz yaşında öldüğüne göre 1173'-te (1759-60) doğmuş olmalıdır. Ondan birkaç yaş büyük olması gereken Fâzıl'ın da 1170 (1756-57) yılı civarında doğduğu söylenebilir. 
•   Sultan Abdülhamit devrinde Akkâ muhafızı iken devlete isyan eden Tâhir Ömer Bey’in torunudur. Tâhir Ömer yakalanıp idam edilince oğlu Ali Tâhir isyana devam etmiş ve o da idam edilmiştir. Böylece Fâzıl ile kardeşi kimsesiz kalınca Cezayirli Gâzi Hasan Paşa tarafından İstanbul’a getirilerek Enderuna alınmışlardır.
•   Zevk, eğlence ve çapkınlığı yüzünden saraydan çıkarılan Fâzıl, bundan sonra 12 yıl İstanbul sokaklarında serseri bir yaşam sürmüştür. Bu durumu ifade eden kasidelerini III.selim’e sunmuştur. Bunun üzerine Rodos’taki vakıflarla ilgili görevlendirilmiştir. Ardından hacegân olarak Erzurum ve Halep’te bulunmuştur.
•   Erzurum’dan perişan ve borçlu bir şekilde dönen Fâzıl,  İstanbul’da dilinin belasına uğrayarak Rodos’a sürülmüştür. Adada iken reîsü’l-küttab Râtib Efendi’nin idam edildiğini öğrenen Fâzıl, paniğe kapılarak kör olmuştur. İstanbul’a dönülmesine izin verilmiştir. Hayatının bundan sonraki kısmı yatalak olarak geçmiş ve Hakk’a yürümesine az kala gözleri tekrar açılmıştır. Fakat ömrü vefa göstermeyen Fâzıl, 1810’da hayata ebediyyen gözlerini kapatmıştır. Mezarı Eyüp’tedir.

B.EDEBÎ ŞAHSİYETİ
•Topluma, gerçek hayata ve çevresine yönelen şair,  Nâbî, Sabit ve Nedîm gibi ustalara göre bu alanda daha fazla güç sarf etmiştir. Eserlerinde o günkü hayatı, kendi çevresini ve bu çevrede müşahede ettiklerini geniş ölçüde aksettir mistir.
•   Nâbî, Nedim ve Şeyh Gâlip ayarında olmakla beraber, gerçek hayata yöneliş ve müceret olandan kaçış onda daha fazladır.
•   Klasik şiirin tekniği ve estetiği dairesinde kalarak şiirlerinde ve özellikle mesnevilerinde gerçek hayatı ve günlük yaşayışı basit ve sathî zevklerin içinden göstermesini bilmiştir.
•   Nâbî ve Sâbit'te olan ağır başlılık ile Nedîm'-deki ince zevk ve nezahet Fâzıl'da görülmemektedir.
•   Düşünce ve duygu bakımından derinliğe sahip olamaması, zevk İtibariyle bayağılığa düşmesi, ifade ve üslûptaki lâubaliliği şiirlerinin sanat değerini azaltırsa da yaşadığı hayatı ve çevreyi realist çizgilerle ortaya koyması Fâzıl'a divan edebiyatında önemli bir yer sağlamıştır.

C.ESERLERİ

1.   Divan:    Hacimli bir eser olan matbu divanının ilk otuz iki sayfalık bölümü çoğu Türkçe, az bir kısmı Arapça ve Farsça olmak üzere Allah, peygamber, dört halife ve büyük şeyhler için yazılmış münâcât ve na'tlarla mi'râciyyeyi ihtiva eder. Daha sonra "İbtidâ-i Kasâid" başlığı altında III. Selim ite devrin ileri gelenlerine sunulmuş kasidelerin yer aldığı 159 sayfalık bölüm gelmektedir. Enderunlu Fâzıl kasidelerinde devrinin hayatını aksettirmesi yanında kendi talihsizliğini de dile getirir. Bu şiirler öz ve anlatım bakımından klasik kaside örneklerine kıyasla daha canlı ve geniş olup günlük hayata ve çevreye daha çok yönelmiştir. "İbtidâ-i Tevârih" başlığını taşıyan elli altı sayfalık tarih manzumelerinde ise çeşitli günlük olaylara düşürülen tarihlerden başka bazı mizahî parçalar da bulunmaktadır. "İbtidâ-i Gazeliyyât" bölümündeki 164 manzumenin büyük bir kısmı Nâbî ve Nedim'i tanzir ve taklit yolunda olan gazelleridir. Yapı ve ifadece sağlam ve düzgün olan bu şiirler arasında bazan ağır başlı, bazan da Nedîm tarzına yaklaşan samimi ve nezih olanları mevcuttur. Divanda "İbtidâ-i Şarkiy-yât" adı altında verilen şarkılardan sonra az sayıda muhammes, müseddes ve kıtalarla beyitler yer alır. Bunlar arasında bir tahmis ile bir de tesdîs bulunmaktadır. Divan 1258'de (1842) Bulak'ta ve İstanbul'da basılmıştır. Bulak baskısının son on dokuz sayfasında Deîter-i Aşk mesnevisi de yer almaktadır.

2.   Defter-i Aşk:   Fâzılın kendi aşk maceralarını anlattığı bu eseri 438 beyitlik bir mesnevidir. İlâhî aşkı tarifle başlayan Defter-i Aşk, şairin düştüğü ve sonraları pişman olup tövbe ettiği aşk maceralarını hikâye etmektedir. Eserin değeri sadece mahallî bir özellik taşımasındadır. İçerisinde yer alan bir çingene düğünü Deiter-i Aşk'ın en ilgi çekici yanını teşkil eder. Eser 1286'da (1869) Hûbannâme, Zenannâme ve Şevkengiz ile birlikte basılmıştır. Defter-i Aşk'ın 1253'te (1837) yapılmış bir baskısı daha vardır.

3.   Hûbannâme:    Kendi içinde çeşitli başlıklar taşıyan 796 beyitten ibarettir. Baş kısmında tasavvufî tarzda bir güzellik tahlilinin yer aldığı eser, zamanına göre yeni sayılabilecek coğrafî bilgiler veren bir girişten sonra Hindistan'dan Amerika'ya kadar birçok ülkenin erkek güzellerinin vasıflarından söz eder ve onlar hakkında kendi görüşlerini belirtir. Bed ü zevk ve nezahetten yoksun olan bu eserde de mahallî hayatın çeşitli renkleriyle ortaya konulduğu görülür. Ayrıca ele aldığı konunun klasik edebiyatımız için yeni bir şey olduğu da söylenebilir. Fâzıl bu eserini Reîsülküttâb Ebûbekir Râtib Efendi'ye ithaf etmiştir. Hûbannâme'nin çeşitli baskıları mevcuttur. Eser 1255 (1839) baskısında Rakkasnâme ve Zenannâme, 1286 (1869) baskısında Defter-i Aşk, Zenannâme, Çenginâme ve Şevkengiz mes-nevileriyle birlikte yayımlanmıştır.
4.   Zenannâme:    1101 beyitlik bir mesnevi olan eserde çeşitli milletlerin kadınları anlatılır. Şair eserinin baş tarafında kadından söz etmek istemediğini, kadınlara karşı meyli olmadığını söyleyerek konuya girer. Hûbannâme'den daha ilgi çekici olan bu eser, kadınlar hamamı ile mahalle baskını gibi sahneleri tasvir etmesi bakımından dikkate değer bir özellik taşımaktadır. Zenannâme İstanbul'da 1253 (1837). 1255 ve 1286'da yayımlanmıştır. Eser J. Decourdemanche tarafından Fransızca'ya çevrilerek 1879'da Paris'te neşredilmiştir.

5.   Çenginâme:    Dörtlüklerle tertip edilmiş olan eser Rakkasnâme adıyla da geçmektedir. Eserde o dönem İstanbul'undaki meşhur köçekler isim isim sayılarak tasvir edilmiştir. Edebî değeri fazla olmasa da Çenginâme'nin dikkat çeken yönü zamanın Örf ve âdetlerini yansımasıdır. Eser Rakkasnâme adıyla 1255'te ve Çenginâme adıyla 1286'da İstanbul'da yayımlanmıştır.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Öğretmen Forum Öğretmen Tv Bilge Öğretmen Dilciler Kitap Yurdum Dinlence Türküseveriz.biz Oyundakal Seyredal Eksiksiz

Bilge Öğretmen Eğitim Siteleri Domain
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!