ildeniz_00
Üye

Toplam Puan: 0
Offline
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« : Nisan 04, 2008, 08:49:17 ÖS » |
|
DİVAN EDEBİYATI ( KLASİK EDEBİYAT) İslamiyet’in kabulünden sonra Türkler yaşamın her alanında Araplardan, Farslardan etkilenmişlerdir. Bu etkileşimin en belirgin olduğu alanların başında edebiyat göze çarpmaktadır. 13. yy dan dan itibaren şair ve yazarlar Fars- Arap etkisine girmeye başlamıştır. Şairler şiirlerini “DİVAN” adını verdikleri bir kitapta topladıkları için bu edebiyatına “Divan Edebiyatı” denilmiştir.Ayrıca “klasik-eski –zümre edebiyatı” da denilir • Bu edebiyatın özünde dinde tasavvuf vardır. • Dil çoğunlukla halkın anlayacağı tarzda değildir. • Arap ve Fars edebiyatı örnek alınmıştır. • Saraydan destek gördüğü için “saray edebiyatı” da denilmiştir • Ölçü olarak “aruz ölçüsü” kullanılmış. • Çoğunlukla aşk, şarap, kadın övgü, din, ahlak, tasavvuf konuları işlenmiştir • Kafiye hem göz hem de kulak için anlayışı hakimdir. • Zengin ve tam kafiye sıklıkla kullanılmıştır. Divan edebiyatı nazım şekilleri
Dörtlük halindekiler Bent Halinde Beyit halindekiler Rubai Terci-i bent Kıt’a Şarkı Terkib-i bent Müstezat Tuyuğ Şehrengiz Murabba Gazel,kaside Mesnevi
DİVAN EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ Nazım Birimi Beyit Olanlar Gazel Güzellik, aşk, kadın, şarap gibi konuları işleyen nazım türüdür. Araplarda Farslara onlardan da Türklere geçmiştir. Gazelin ilk beytine “matla”son beytine “makta” denir. Makta beytinde şairin mahlası(takma adı) kullanılır. En güzel beytine “beyt’ül gazel ya da şah beyit” denir. Gazelin bütün beyitlerinde aynı konu işleniyorsa buna yek-ahenk gazel denir. Bütün beyitler aynı söyleyiş güzelliğine sahip ise buna yek-âvâz gazel denir. Kafiye şeması: “aa,ba, ca da...” şeklindedir. En az beş en fazla on beş beyitten oluşur. Konu birliği yoktur. Her beyit başka bir konudan bahsedebilir. Dize sonlarındaki uyaklardan başka dize ortalarında da uyak bulunan gazellere musammat gazel denir. Türk edebiyatında Fuzûli,Bâki, Nedim en tanınmış gazel şairleridir. Kaside Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlere denir. En az 33 en fazla 99 beyitten oluşur. Kafiye düzeni gazelle aynıdır. İlk beytine matla, son beytine makta, şairin adının bulunduğu beyte taç beyit adı verilir. Kaside: nesip-girizgâh-methiye-tegazzül-fahriye-dua bölümlerinden oluşur. Nesib: Kasidenin giriş bölümüdür. Girizgah: Konuya giriş niteliğinde olan bölümdür. Methiye: Övülecek olan kişinin yüceliklerinin sıralandığı bölümdür. Fahriye: Şairin kendini övdüğü kısımdır. Tegazzül: Şair bu bölümde bir gazele yer verir. Dua: Övülen kişinin başarısı için Allah’a dua edilir. Konularına Göre Kasideler Tevhid:Allah’ın birliğini anlatan kasidelere denir. Münacat:Allah’a dua etmek ve yalvarmak için yazılanlara denir. Methiye:Herhangi bir şahsı övmek için yazılanlar denir. Naat:Peygamberleri övmek için yazılanlara denir. Hicviye:Birini eleştirmek için yazılanlara denir. Mersiye:Ölen birinin arkasından yazılanlara denir. Edebiyatımızda kaside türünün en güzel örneklerini Nef’i vermiştir. Onun Siham-ı Kaza adlı kasidesi bu türün en meşhur örneğidir. Mesnevi Beyit sayısı sınırsızdır. Konu sınırlaması yoktur. Genellikle savaş, aşk,tarihi olaylar,dinî olaylar gibi konular işlenir. Mesneviler o dönemde roman ve hikaye türünün yerini tutuyordu. Her beyit kendi arasında kafiyelidir. Uyak düzeni aa, bb,cc,dd,ee,… şeklinde devam eder. Bir şehrin güzelliğini anlata mesnevilere şehrengiz denir. Türk edebiyatındaki ünlü mesneviler şunlardır: Fuzuli- Leyla ile Mecnun Şeyh Galip- Hüsm ü Aşk Şeyhi-Harname Ahmedi-İskendername Nabi- Hayrabat Süleyman Çelebi-Mevlid Mevlana- Mesnevi Nazım Birimi Dörtlük Olanlar
Rubai Kafiyelenişi aaxa şeklindedir. Aruzun belli kalıplarıyla yazılır. Hayatın anlamı ve hayat felsefesi,dünyanın nimetlerinden yararlanma ve ölüm gibi konular işlenmiştir. İran edebiyatına ait olan bu türün en büyük şairi Ömer Hayyam’dır. Türkçe rubailerin en güzel örneklerini Yahya Kemal vermiştir. Tuyuğ Divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir. Felsefi konular işlenmektedir. Kadı Burhanettin’in tuyuğları meşhurdur. Uyak düzeni rubai gibidir. Fâilâtün fâilâtün fâilün kalıbıyla yazılır. Şarkı Besteyle okunmak için yazılan ve dörtlüklerden oluşan nazım biçimidir. Dörtlük sayısı 3ile 5 arasında değişir. Birinci dörtlükte 2. ve 4. dizeler diğer dörtlüklerde 4. dizeler aynen tekrarlanır. Buna nakarat denir. Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı bir türdür. Aşk ,sevgi,günlük hayat gibi konular işlanir. Halk deyişlerine ve söyleyişlerine yer verilir. Şarkı türünün ilk kullanıcısı ve en önemli temsilcisi Nedim’dir. Yahya kemal de bu türü ustalıkla kullanmıştır. Diğer Türler Terkib-i Bent
Bentlerle kurulmuş olan bir nazım şaklidir. Her bent 7 il 10 beyitten oluşut. Bent sayısı 5 ile 15 arasındadır. Bentleri birbirine bağlayan beyitlere vasıta beyti denir. Şairin toplumsal ve felsefi konulardaki düşünceleri konu olarak işlenir. Terkib-i Bent türünün en önemli ismi Bağdatlı Ruhi’dir. Türk edebiyatında bu türün en önemli ismi Ziya Paşa’dır. Terci-i Bent Terkib-i bente benzer. Yalnız burada bentler arasındaki vasıta beyti aynen tekrarlanır. Konu da daha çok Allah’ın kudreti,kainatın sırları ve kainatın zıtlıkları gibi konulara yer verilir. Bu türün de Türk edebiyatındaki en önemli temsilcisi Ziya Paşa’dır.
ŞİİRDE TEMA
Ziller Çalacak
Ziller çalacak… Sizler derslerinize gireceksiniz bir bir. Zil çalacak, ziller çalacak benim için Duyacağım evlerden, kırlardan, denizlerden; Tâ içimden birisi gidecek uça, ese… Ama ben, ben artık gidemeyeceğim
Zil çalacak… Siz geminize treninize gireceksiniz bir bir. Zil çalacak, ziller çalacak benim için Duyacağım iskelelerden istasyonlardan bütün, Tâ içimden birisi koşacak ardınızdan… Ama ben,ben artık gelemeyeceğim
Sonra bir gün bir çalacak yine, Hiç kimseler, kimsecikler duymayacak… Ne sınıflar,ne iskeleler,ne istasyonlar, ne siz… Tâ içimden birisi kalacak oralarda… Ben gideceğim. Zeki Ömer Defne
Konu:Şiir üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğretmenin öğrencilerinden ayrılışı, ikinci bölümde öğretmenin öğrencileri tarafından unutulma korkusu son bölümde ise yaşlılık ve ölüm korkusu konu olarak ele alınmıştır.
Tema: Öğretmenlik mesleğinden ayrılmanın verdiği acı ve özlem veya meslek sevgisi tema olabilir.
|