esinnn
Üye

Toplam Puan: 3
Offline
Mesaj Sayısı: 82
|
 |
« : Aralık 26, 2007, 11:51:48 ÖS » |
|
Bir Kum Saatidir Hayat...
Bir kum saatinin haznelerinden dökülen küçük,minicik kum taneleri gibi hayatındaki her şey. Birbirini ezip geçmek ve diğer hazneye ötekilerden önce varmak isteyen. Her bir kum tanesinin amacı belli. Saat ters çevrilip de hazneler yer değiştirince ötekilerden daha uzun süre kalmak üst haznede. Ya saat iki kez çevrilirse... Her biri bir parçan senin. Bir tanesi acıların belki. Bir kaçı, pek çoğu. Tüm acıların bir kum tanesi kadar yer kaplamakta sende şimdi. Ufalana ufalana erimiş, ama senden de epeyce almış götürmüş bir yerlere. Sana sormadan,hoyratça. Şu renkli olan tanecikler mi? Onlar senin güzel günlerin. İlk söylediğin kelime, anne deyişin belki, düşük bir ihtimalle baba. İlk adımın, ilk yazdığın kelime, çarçabuk bitirdiğin kitaplar, okullar, mezuniyet törenleri, ilk işin. İlk maaşınla sokak çocuklarına aldığın simitler, balonlar. Ah! Tabi ki ilk aşkın. Yani içten içe sevdiğin ilkokul öğretmenin. Kim bilir... Bak, diğerlerinden biraz büyük gözükenler var ya. Aslında diğerleriyle eşit olup da onlardan daha büyükmüş gibi görünenler. Onlar da hayallerin. Ulaşabildiklerin ya da hep hayal olduğunu düşündüğün için bir zaman sonra unuttukların. Yapmak isteyip de yapamadıkların. İçinde kalanlar. Şimdi iyice bak. Büyük mü, değil mi sen karar ver . Hem büyük olsalardı, nasıl devam ederdi bu düzen, bu akış. Tıkanmaz mıydı onlar yüzünden? Bunlar da yalnızlıkların. Sürgün gibi dolaştığın ,terk edildiğin günler, ya da zaten tek başına olduğun anlar. Nasıl da belli mahzunlukları. Bir gece, bir ayaz, bir istasyon, bir vagon, bir ev, bir yatak. Yalnızdın hepsinde. Hepsinde bir sen vardın; bir de yalnız kaldığın an... Ne kaldı geriye. Şu en tepede duran mı? Belli değil mi o, gururun. Aşağıda olanlardan habersiz hep orada kalacağını zannediyor sonsuza dek. Ayaklarının altındakiler kaymaya başlayınca yavaş yavaş bakalım ne yapacak. Siyah olanlar en kötü duyguların. Kinin, öfken,kıskançlığın. En uzun birlikteliğini yaşadığın sevgilinin iş arkadaşı, senin yapmak istediklerini yapan dostların, patronun, en başarılı meslektaşın, kimselere diyemediğin kuruntuların onlar. Hep gizlediğin ya da yeri geldikçe şakayla karışık ekmek arası yaptıkların... Sonra şu tanımlayamadıkların da hep yüzlerini gördüğün ama isimlerini ve kim olduklarını bilmediklerin: Otobüsteki biletçi çocuk, bakkalın çırağı, mahallenin en dedikoducu iki kadını, köşe başındaki simitçi, metroda kitap okuyan güzel bayan, her sabah aynı saatte seninle aynı yoldan; fakat ters yönde yürüyenler, kavşaktaki polis, apartmanına yeni taşınan gizemli çift.... Hiçbirini tanımasan da hayatının birer parçasıydı onlar! Dedim ya: Ya saat tekrar çevrilirse ne olacak? Dayanabilecek mi yüreğin bunlara tekrar? İki haznenin arasındaki mesafeyi tekrar alabilecek gücü kendinde buluyor musun? Ne o,yoksa korkuyor musun? Şimdi sana onları yaşayan bir başkasıymış gibi geliyor değil mi? Fark ettin mi bilmem ama neden kimseyi sevmedin sen? Ya da sevdin de çabucak bitti? Bak sevdalarından söz edeceğime bakkalın çırağı, simitçi çocuk aldı tüm zamanımızı. Doğru kişiyi mi bulamadın?Sana bir sır vereyim mi?Doğru kişi yoktur. Onu sen yaratırsın,sen,doğru kişi sensin,dersen o doğru kişi olur. Bu yüzden kum saati ters çevrilir çevrilmez , birini bul ve sev! Kum saatine inat...
|