TürkDiliveEdebiyatı.Com
Aralık 02, 2008, 10:10:00 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Üyeler Giriş Yap Kayıt  
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu : BATI TESİRİNDE TÜRK EDEBİYATI ( MİLLİ EDEBİYAT ) Cevap Sayısı : 3 cevap var
Okunma Sayısı : 2343 defa 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: BATI TESİRİNDE TÜRK EDEBİYATI ( MİLLİ EDEBİYAT )  (Okunma Sayısı 2343 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
erenorx
Üye
**

Toplam Puan: 1
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 38



« : Kasım 01, 2007, 08:01:59 ÖS »

MİLLİ EDEBİYAT    (1911-1923)
20. yüzyılın başında Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük biçi¬minde üç ayrı akım vardı. Devlet içinde bulunduğu zor du¬rumdan kurtarılmalıydı. 1908 yılından sonra milliyetçilik ha¬reketi Türkçülük adı altında kurumsallaşmaya başlar. Türk Ocağı, Türk Derneği, Türk Yurdu gibi dergiler çıkarılır.
1911 yılında Selanik'te Ömer Seyfettin, Ali Canip gibi genç¬lerin bir araya toplanarak çıkardıkları Genç Kalemler dergi¬si ile Milli Edebiyat akımı başlamış olur. Milli Edebiyat sözü ilk kez bu dergide kullanılmıştır. Bu derginin önemi, sade Türkçenin bir dava olarak ilk kez burada ileri sürülmesin¬den kaynaklanır.

Milli Edebiyat'ın sanatçıları Ömer Seyfettin, Ali Canip, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, M. Fuad Köprülü, Refik Halit Karay'dır,
Milli Edebiyatçıların edebiyat ve özellikle dil konusunda önemli düşünceleri vardır:
•   Arapça ve Farsçaya ait gramer kuralları kullanılmaya¬cak, bu kurallarla yapılan tamlamalar atılacaktır.
•   Türkçe karşılığı olan Arapça, Farsça sözcükler kullanıl¬mamalıdır.
•   Konuşmada istanbul Türkçesi esas alınacaktır.
•   Edebiyat, yerli ve milli konulara yönelmelidir.
Milli Edebiyatçılar dilin sadeleşmesi düşüncesini savunmuş ve eserlerinde uygulamışlardır.
Halk şiirini ve hece ölçüsünü savunmuşlardır. Şiirlerinde halk şiirinin nazım biçimlerini kullanmışlardır.
Eserlerinde Balkan Savaşları'nın ve Birinci Dünya Savaşı'nın insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini, çöküntüleri işlemişlerdir.
Bazı sanatçılar şiirlerinde Türkçülük düşüncesini işlerken bazıları da kişisel duygularını işlemişlerdir.
Gönen'de doğan Ömer Seyfettin, Harp Okulu'nu teğmen olarak bitirmiştir. 1910 yılında subaylıktan ayrılarak Selanik'e yerleşmiş, hayatını yazıları ile kazanmaya başlamıştır.
Ömer Seyfettin Yeni Lisan davasını ortaya atan ve onun il¬kelerini savunup o yolda örnekler veren sanatçıdır. Son dönem Türk hikâyeciliğinin en önemli ismidir.
Tanzimat döneminde edebiyatımıza giren küçük hikâyeyi, başlı başına bağımsız bir tür haline getirmiştir. Türk ede¬biyatında hikâyeciliği bir meslek haline getirmiştir. Türk edebiyatında hikâye türünün gelişmesinde çok etkili olmuş bir yazardır.
Ömer Seyfettin, hikâyelerinin konularını çoğunlukla gerçek hayattan almıştır. Bu hikâyelerde yapmak istediği şey milli bilinci uyandırmaktır.
Toplumun aksak yönlerini mizah yoluyla eleştirmiştir. Batı hayranlığı içinde dejenere olmuş, züppe tiplere düşmandır; onları hicveden Ömer Seyfettin hikâyelerinin konularını anılarından, tarihteki kahramanlıklardan ve günlük yaşam¬dan almıştır.
Beyaz Lale, Bomba, Hürriyet Bayrakları, Bahar ve Kele¬bekler, Primo Türk Çocuğu, Kızıl Elma Neresi? onun milli bilinci güçlendirmek amacıyla yazdığı hikâyelerdir.
Tarihi kahramanlık olaylarını işlediği hikâyelerinde Türkler¬de kendine güven duygusunu oluşturmaya çalışmıştır.
Bazı hikâyeleri ise doğrudan mizahla ilgilidir: Yüksek Ök¬çeler, Mahcupluk İmtihanı, Koç, Külah

Onun hikâyeleri, gücünü çekici olaylardan alır; hikâyeler genellikle beklenmedik sonuçlarla biter.
Sanatçı özgün tipler bulmada oldukça başarılıdır. Rea¬lizmin etkisinde kalmıştır. Hikâyelerinde gözlem önemlidir.
Hikâye kahramanlarında psikolojik yönden bir derinlik yok¬tur. Ruhsal çözümlemelere önem vermez.
Ömer Seyfettin hikâyelerini son derece sade bir Türkçe ile yazmıştır.
Hikâyeleri: İlk Düşen Ak, Yüksek Ökçeler, Gizli Mabet, Beyaz Lale, Asilzadeler, Yalnız Efe...
Efruz Bey roman türündeki eseridir.
ALİ CANİP YÖNTEM    (1887-1967)
Ömer Seyfettin'le birlikte çıkardıkları Genç Kalemler der¬gisinin başyazarlığını yapmıştır. Uzun süre edebiyat öğret¬meni ve üniversitede öğretim üyesi olarak çalışmıştır.
Daha önce Fecr-i Âti topluluğuna katılıp onun sanat anlayışı ile şiirler yazan Ali Canip, "1911'den sonra Yeni Lisan'la şiirler yazmıştır. Aruzdan heceye geçmiştir.
Şiirlerinin bir bölümünü Geçtiğim Yol adıyla yayımlamıştır. Edebiyatla ilgili incelemelerle ilgilenmiştir.
ZİYA GÖKALP   (1876-1924)
Diyarbakır'da doğan Ziya Gökalp veteriner fakültesini bitir¬miştir, İstanbul Üniversitesi'nde sosyoloji dersleri okutmuş¬tur.
Genç Kalemler dergisinde yayımladığı "Turan" şiiri ile "Bütün Türkçülük" fikrini benimsediğini ortaya koyan Ziya Gökalp bu hareketin öncüsü durumundadır. Türkçülük akı¬mını bir sisteme bağlamış ve bu düşünce tarzını eserlerinde işlemiştir.
Ziya Gökalp yazılarını Türk Yurdu ve Yeni Mecmuada yayımlamıştır.
Milli Edebiyat'ın fikir yönünden temellerini oluşturmuştur.
Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları adlı kitabında mil¬liyetçilik hareketinin ilkelerini sistemli biçimde açıklamıştır. Onun Türkçülüğü dil, edebiyat, iktisat, din ve siyaset alan¬larındadır. Turancılığın Türk milletinin uzak ideali olduğunu belirtir.
Ziya Gökalp edebiyatı ve şiiri görüşlerini açıklamada bir araç olarak değerlendirmiştir. Şiir ve düzyazı alanında eser¬leri vardır.
Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmıştır. Dili oldukça sadedir. Lirizmden uzak, kuru bir söyleyişi vardır. Masal niteliği taşıyan şiirleri vardır.
Ziya Gökalp dile büyük önem vermiştir. Batı dillerinden alı¬nan sözcüklerin karşılığı olarak yeni sözcükler bulmuştur. ("Kültür" yerine "hars" sözcüğünü kullanmıştır.) Türkçe karşılıkları olan Arapça, Farsça sözcüklerin dilden atılması, Türkçe karşılıkları olmayanların ise "Türkçeleşmiş Türkçe" olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Şiirlerini Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat adlı kitaplarda toplamıştır.
Düşünce alanındaki düzyazı türünde kitapları önemlidir: Türk Medeniyeti Tarihi, Türkçülüğün Esasları, Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak, Malta Mektupları
MEHMET EMİN YURDAKUL   (1869-1944)
Türkçülük düşüncesine "halkçı" bir nitelik kazandırmıştır. Onu tanıtan ilk şiiri "Cenge Giderken" olmuştur.
Mehmet Emin Yurdakul, bütün şiirlerini hece ölçüsüyle yaz¬mıştır.
Şiiri tüm halka yaymaya çalışmıştır. Toplumcu bir sanat an¬layışına bağlıdır. Şiirlerinde yalın ve coşkulu bir anlatımla toplumsal konuları ve sorunları işlemiştir. Şiirleriyle Milli Edebiyat akımının öncü isimlerinden olmuştur.
Şiirlerinde kolayca anlaşılabilen yalın, ama kuru bir üslubu vardır. Dizelerinde monotonluk vardır. Şiirlerindeki dizeler oldukça uzundur. Hecenin uzun ölçülerini kullanmıştır.
Didaktik bir söyleyişi vardır.
Şiirlerinde kişisel duygularına hiç yer vermez. Batıdan alı¬nan nazım biçimlerini kullanmıştır.
Şiirleri: Türk Sazı, Turana Doğru, Ey Türk Uyan, Ordunun Destanı, Tan Sesleri
MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ   (1890-1966)
Hece ölçüsüyle yazdığı duygulu şiirleri de olmakla birlikte asıl önemi bilim adamı kişiliğinden kaynaklanır. Türk ede¬biyatı ve tarihiyle ilgili bilimsel diye nitelendirilebilecek ilk çalışmaları başlatan kişidir. Değişik üniversitelerde profe¬sör olarak çalışmış, dışişleri bakanlığı da yapmıştır.
Fuat Köprülü'nün edebiyat tarihi ile ilgili çalışmaları önemli¬dir: Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Edebiyatında ilk Muta¬savvıflar, Türk Saz Şairleri...
YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU   (1889-1974)
Önce Fecr-i Âti'ye katılıp sonra Milli Edebiyatçılara katılan Yakup Kadri, Cumhuriyet döneminde de eser vermiş bir yazardır. Son dönemin en önemli romancılarındandır.
Kahire'de doğan Yakup Kadri öğrenimini İzmir, Manisa ve Kahire'de tamamlamıştır. 1909 yılında Fecr-i Âti'ye katılıp o topluluğun görüşlerini benimsedi. Çeşitli gazete ve dergi¬lerde yazıları yayımlandı.
Yakup Kadri'nin roman, hikâye, anı, mensur şiir, deneme ve makale türlerinde eserleri vardır.

Yakup Kadri, Fecr-i Âti'den sonra kısa bir süre Yahya Ke¬mal'le birlikte nev-yunanilik (neoklasisizm) akımına yönel¬di. Fakat I. Dünya Savaşı'nın ülkede yol açtığı acı gerçek¬leri görerek yurdun gerçeklerini ve milli duyguları işleyen hikâyeler yazmaya başladı.
Eserlerinde, çok başarılı bir gözlem yeteneği ortaya çıkar; gözleme dayanan güçlü bir realizm vardır. Eserlerinde sağ¬lam bir teknik vardır. Karakterleri canlandırmada çok başa¬rılıdır.
Yakup Kadri'nin romanlarındaki başlıca tema, Türk toplu¬munun yaşam tarzı ve sorunlarıdır. Tanzimat döneminden Cumhuriyet dönemine kadar Türk toplumunda görülen de¬ğişmeleri romanlarına konu etmiştir. Onun romanlarından Türk toplumunun yaşam biçimindeki değişimi izlemek mümkündür.
Kiralık Konak yazarın ilk romanıdır. Romanda, Tanzi¬mat'tan I. Dünya Savaşı'na kadar yetişen üç ayrı kuşağın aralarındaki ilişkiler, duygu ve anlayış çatışmaları anlatılır. Osmanlıyı temsil eden Naim Efendi, kızı ile damadı ve tam bir Batı hayranı olan torunu Seniha aynı konakta yaşamak¬tadırlar. Özellikle Naim Efendi ile torunu Seniha arasında tam bir kültür çatışması yaşanmaktadır.
Yazar Hep O Şarkı adlı romanında Abdülaziz dönemini işlemiştir.
Bir Sürgün'de II. Abdülhamit döneminin baskılarına baş-kaldıran, Paris'e kaçan Jön Türkleri, onların oradaki hayat¬larını konu etmiştir.
Nur Baba'da Bektaşi tekkelerindeki hayatı ve tekkelerin toplumda yol açtığı çöküntüleri anlatmıştır.
Sodom ve Gomore'de I. Dünya Savaşı sonrasında istan¬bul'un işgal edildiği dönemde belli bir kesimin yaşantısını, ahlak çöküntüsünü anlatmıştır.
Yaban'da Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu'nun durumu anlatılır. Bu roman köye ve köylüye bilinçli yönelişin ilk ürü¬nüdür. Yazar köyün ve köylünün içinde bulunduğu acı ve korkunç gerçekleri vurgulamıştır. Bu gerçeklerden habersiz Türk aydınıyla Türk köylüsü arasındaki uçurumu sergile¬miştir. Yazar, köylüyü yaşamdan elini eteğini çekmek İste¬yen bir aydının karamsar bakışıyla anlatmıştır. Bu romanla Türk romancılığı Anadolu'ya açılmıştır.
Yaban romanın kahramanı Ahmet Celal, I. Dünya Sava-şı'nda bir kolunu kaybetmiş bir gazidir. Emir eri Mehmet Ali'nin davetiyle onun köyüne yerleşmiştir. Köyü ve köylü¬leri beğenmez, onlarla bir yakınlık kuramaz...
Ankara romanında Cumhuriyet devri Türkiye'sinin durumu anlatılır.
Panorama l'de Cumhuriyet'in ilanından sonraki devrimle¬rin topluma yansıması, Panorama ll'de Atatürk'ün ölümün¬den sonraki yıllar anlatılır.
Yazarın bir başka romanı olan Hüküm Gecesi'nde, II. Meş¬rutiyetten sonraki parti kavgaları işlenir.

Yazarın hikâye türündeki eserleri:  Bir Serencam,  Milli Savaş Hikâyeleri ve Rahmet'tir.
Erenlerin Bağından ve Okun Ucundan'da mensur şiirleri vardır.
Anamın Kitabı, Zoraki Diplomat, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, Politikada 45 Yıl anı türündeki eserleridir.
REFİK HALİT KARAY    (1888-1965)
İstanbul’da doğan Refik Halit, hukuk öğrenimini yarım bıra¬kıp gazeteciliğe başlamıştır. Fecr-i Âti'ye girmiş, daha sonra Milli Edebiyat hareketine katılmıştır.
Refik Halit, roman ve hikâye türündeki eserleri ile tanın¬mıştır.
O, hikâyeciliğimizin sınırlarını genişletmiş; konularını ve çevresini Anadolu'ya taşımıştır. Hikâye kitabına Memleket Hikâyeleri adını seçmiştir.
Bu ad bile ondaki Anadolu'ya yönelişi göstermeye yeter. Anadolu insanının dünyasını ve sorunlarını hikâyelerinde işlemiştir. Hikâyelerinde kahraman olarak "kasaba memur¬ları, köylüler, köy imamları, Anadolu kadınları" yer alır. Ana¬dolu kadınlarını gözlemci ve eleştirel bir gerçeklikle anlat¬mıştır.
Refik Halit'in roman ve hikâyelerinde en çok dikkat çeken özellik gözlem yeteneğindeki üstünlüktür. Olayları ve tipleri en ince ayrıntılarına kadar görme konusunda çok başa¬rılıdır. Ancak kişilerin iç dünyalarına pek eğilmez. Yapıtla¬rında, tasvirler başarılıdır; ancak ruhsal çözümlemeler pek yer almaz.
Mizah onun yapıtlarında önemli bir öğedir. Olayların ve insanların dürüst olmayan, kurnazlık ve çıkarcılıkla ilgili yönlerini başarıyla ortaya koyar. Bunun sonucu olarak eserlerinde toplumsal eleştiri yer alır.
Refik Halit, eserlerindeki kişileri yaşadıkları sosyal çevre ile birlikte anlatır.
Dili kullanmada çok başarılıdır. Konuşma dilini tüm canlılığı ve akıcılığı ile eserlerinde kullanır. Kıvrak ve sürükleyici bir dili vardır.
Uzun süre yurt dışında yaşamak zorunda kalan yazar, "Gurbet Hikâyeleri"ni bu izlenimlerin etkisiyle yazmıştır.
Roman türünde yirmiye yakın eseri vardır: Yezidin Kızı, Çete, Sürgün, Anahtar, Bugünün Saraylısı, Kadınlar Tekkesi, İstanbul'un İç Yüzü, Nilgün, Sonuncu Kadeh, Yer Altında Dünya Var...
Hikâyeleri: Bir Avuç Saçma, Gurbet Hikâyeleri, Memleket Hikâyeleri
Kirpinin Dedikleri adlı kitapta eleştiri ve mizah türündeki yazıları vardır.

REŞAT NURİ GÜNTEKİN   (1889-1956)
İstanbul’da doğan Reşat Nuri, İstanbul Üniversitesi Ede¬biyat Fakültesi'ni bitirdikten sonra edebiyat öğretmeni ola¬rak çalışmış, bakanlık müfettişi olarak Anadolu'yu dolaş¬mıştır. Reşat Nuri, Milli Edebiyat akımından etkilenen sanat¬çılardandır. Roman, hikâye, tiyatro ve gezi yazısı türünde eserleri vardır.
Yazarın güçlü bir gözlemciliği vardır. Anlatımda ve psikolo¬jik tahlillerde oldukça başarılıdır. Eserlerinde dil sadedir, konuşma dilinin canlılığını yansıtmayı başarmıştır.
Reşat Nuri eserlerinde yurdun çeşitli yerlerindeki olumlu-olumsuz görünümleri, törelerden kaynaklanan batıl ina¬nışları, yanlış Batılılaşmayı kişisel duygularıyla birleştirerek başarıyla anlatmıştır. Romanlarında ve hikâyelerinde ince zekâsından doğan espriler ve mizah öğesi de yer alır. Eleştirdiği tipleri acımasızca hırpalar.
Yazı hayatına küçük hikâye ve oyunlarla başlayan Reşat Nuri, Çalıkuşu'nun basılması ile üne kavuşur. Asıl konusu romantik bir aşk hikâyesi olan bu romanda yazar, doğma büyüme istanbullu olan Feride adlı bir genç öğretmenin Batı Anadolu'nun değişik yerlerinde geçen yaşantısını anlatır. Romanda Anadolu'nun bakımsızlığı, gerilik ve yok¬sulluğu, halkın boş inançlara bağlılığı gözler önüne serilir. Feride Anadolu'nun değişik kasaba ve köylerinde öğret¬men olarak çalışırken çeşitli güçlüklere karşı koyar.
Yazar, Yaprak Dökümü'nde Ali Rıza Bey adlı dürüst bir memuru ve onun ailesini anlatır. Ali Rıza Bey'in üç kızı ve bir oğlu vardır. Kendisi işten çıkarılınca evin tüm yükü oğlu Şevket'in üstüne kalır. Kızları modern yaşama özenirler, aile dağılma sürecine girer... Romanda Batılılaşma özen¬tisinin olumsuz sonuçları yansıtılmıştır.
Yazar, Yeşil Gece adlı romanında toplumdaki çalkantıları, devrimlere karşı çıkan tutucuları anlatır. Softaların dini nasıl bir sömürü aracı olarak kullandıklarını ortaya koyar.
Reşat Nuri'nin daha birçok romanı vardır: Dudaktan Kalbe, Damga, Akşam Güneşi, Acımak, Eski Hastalık, Ateş Gecesi, Miskinler Tekkesi
Hikâyeleri: Eski Ahbap, Sönmüş Yıldızlar, Tanrı Misafiri, Leyla ile Mecnun, Olağan İşler, Boyunduruk
Anadolu'yu müfettiş olarak gezerken oluşan gözlem ve izlenimlerini Anadolu Notları olarak kitaplaştırdı.
Reşat Nuri'nin oyunları da vardır: İstiklal, Eski Şarkı, Balıkesir Muhasebecisi, Tanrıdağı Ziyafeti, Hançer
HALİDE EDİP ADIVAR
Milli Edebiyat döneminin tanınmış ilk romancısı ve hikâyecisidir. İstanbul’da doğan yazar, Amerikan Kız Koleji'ni bitir¬miştir, İstanbul işgal altındayken Sultanahmet Meydanı'nda düzenlenen bir mitingdeki ateşli konuşmasından sonra ta¬kibe alınmış, o da Anadolu'ya geçerek Milli Mücadele'ye katılmıştır. Cephelerde bizzat savaşa katılmıştır. 1926'da

Türkiye'den ayrılıp yurtdışına çıkmıştır. 1939'a kadar Fransa ve İngiltere’de kaldı. Birçok eserini İngilizce olarak yayımladı.
Roman, hikâye, tiyatro ve anı türlerinde eserleri vardır.
Halide Edip ilk romanlarında aşk konularını işledi. Seviye Talip ve Handan gibi romanlarında, kadın psikolojisi üze¬rinde ayrıntılı çözümlemelere girişti. Handan, bir psikolojik romandır.
Karakter bulmakta oldukça başarılıdır. Romanlarındaki kadın kahramanlar, hep üstün özelliklere sahiptir; çevrele¬rindeki erkekleri hemen etki altına alırlar.
Halide Edip romanlarında toplum yaşamındaki değişiklik¬leri, Türkçülük düşüncesini ve Milli Mücadele'yi işlemiştir.
Kişileri içinde bulundukları çevreye göre anlatmada, tasvir ve tahlillerde oldukça başarılıdır. Onun romanlarında göz¬lem önemlidir. Tasvirleri realist bir nitelik taşır.
Anlatımda konuşma diline bağlı kalmaya çalışmıştır. Dili özensizdir, zaman zaman çok basit cümle yanlışlarına rast¬lanır. Üslubu düzensizdir.
Ateşten Gömlek romanında Kurtuluş Savaşı döneminde, Ayşe ve onu seven Peyami ile Binbaşı ihsan'ın yaşadıkları anlatılır. Ayşe'nin aşkı, ihsan ve Peyami için bir "ateşten gömlek" olmuştur.
Vurun Kahpeye romanında, vatanı işgal eden Yunanlılarla işbirliği içinde olan din adamlarının aydın bir öğretmene karşı halkı kışkırtması anlatılır.
Sinekli Bakkal'da romanın kahramanı Rabia ile birlikte, Türk toplumunun yaşadığı değişim süreci anlatır. Roman ilk olarak "Soytarı ve Kızı" adıyla ingilizce yayımlanmıştır. Romanda o dönemdeki toplum yaşamı yansıtılır.
Halide Edip'in yaklaşık 20 romanı vardır: Seviye Talip, Handan, Kalp Ağrısı, Vurun Kahpeye, Zeyno'nun Oğlu, Ateşten Gömlek, Sinekli Bakkal, Raik'in Annesi, Sonsuz Panayır, Yeni Turan, Son Eseri, Tatarcık...
Hikâyeleri: Harap Mabetler, Dağa Çıkan Kurt, Kubbede Kalan Hoş Seda
Anıları: Türk'ün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev
Tiyatro: Maske ve Ruh, Kenan Çobanları

BAĞIMSIZ SANATÇI
YAHYA KEMAL BEYATLI   (1884-1958)
Üsküp'te doğan sanatçı ilk ve ortaöğrenimini Selanik ve istanbul'da tamamladı. Daha sonra Fransa'ya gidip Siyasal Bilgiler Okulu'nda okudu. Bu okulda tarihçi Albert Sorel'in derslerinden çok etkilendi.
Yahya Kemal, bir süre neoklasisizm (nev-yunanilik) cere¬yanının etkisinde kaldı. Türk tarihi ve kültürü ile Akdeniz havzası kültürü arasında ilişki kurmaya çalıştı. Bu düşüncesinden kısa sürede vazgeçtikten sonra Türk tarih ve medeniyetinin Anadolu'da oluştuğu düşüncesini be¬nimsedi.
Hecenin yaygın olduğu bir dönemde Yahya Kemal aruz ölçüsünü kullandı. Biri (Ok) dışında bütün şiirlerini aruz ölçüsü ile yazdı. Aruz ölçüsünü Türkçeye büyük bir başarı ile uygulamıştır.
Onun şiirinde biçim mükemmelliği vardır. Şiirlerinde "ahenk"e büyük önem vermiştir. Ahengi sağlamada yar¬dımcı olduğu için ölçü ve kafiyeye de önem vermiştir. Onun şiirlerinde parnasizmin etkisi vardır.
Şiirlerin dili ve üslup konusunda çok titizdir. En uygun söz¬cükleri bulana kadar şiirini bitmiş kabul etmez. Sözcüklerin yerli yerinde kullanılmasına büyük önem vermiştir. Tarihi temaları işlediği şiirlerinde dil ağırdır. Onların dışındaki şiir¬lerinde konuşulan Türkçenin güzel örneklerini sergilemiştir. Türk şiirine kendine özgü bir söyleyiş getirmiştir.
Yahya Kemal şiirlerinde toplum sorunlarına yer verme¬miştir. Daha çok lirik şiirler yazmıştır.
Özellikle Eski Gök Kubbemiz'deki şiirlerinde Divan şiirinin biçimlerine bağlı kalmış; gazeller, şarkılar, murabbalar, rubailer yazmıştır. Ancak onun bu şiirleri Divan şiiri örneği sayılmaz.
Onun şiirlerindeki başlıca temalar aşk, sonsuzluk özlemi, ölüm ve Osmanlı medeniyetinin en güzel eserlerini içinde saklayan İstanbul'dur, İstanbul’a olan derin sevgisini pek çok şiirinde dile getirmiştir, İstanbul’un semtleri şiirlerinin adı olmuştur.
Yahya Kemal "Akıncı, Mohaç Türküsü" gibi şiirlerinde kahramanlık temasını işlemiştir.
Sağlığında şiirleri kitap halinde yayımlanmamıştır.
Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyla, Rubailer
onun şiir kitaplarıdır.
Yahya Kemal'in düzyazı türünde de eserleri vardır:
Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Edebiyata Dair, Siyasi ve Edebi Portreler, Siyasi Hikâyeler...

BEŞ HECECİLER
Hecenin beş şairi olarak da bilinen bu sanatçılar Milli Edebiyattan ilk etkilenenler olmuştur.
Beş Hececileri oluşturan şairler: Faruk Nafiz, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon'dur.
Beş Hececiler şiire I. Dünya Savaşı yıllarında başlamışlar¬dır. Şiire aruzla başlayıp sonradan hece ölçüsüne geç¬mişlerdir. Beş Hececiler, Milli Edebiyatçıların etkisinde kal¬mış ve bu etkiyi aşamamışlardır.
Yeni bir şiir anlayışı getirmeye çalışmışlardır. Kendilerine Halk şiirini örnek aldılar. Şiirlerinde memleket sevgisi, kah¬ramanlık, yurdun güzellikleri gibi konuları işlediler.
Şiirde yalınlığı, süsten, özentiden uzak kalmayı tercih etti¬ler. Açık ve yalın bir söyleyişe yöneldiler.

Taklitten yola çıktıkları için, şiirleri derinlikten yoksundur. Şiirlerinin tekdüze, kalıplaşmış bir yapısı vardır. Farklı şair¬lerin şiirleri birbirini andırır. Yurt güzellikleri ile ilgili söyledik¬leri basmakalıp sözlerdir.
FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL   (1898-1973)
Beş Hececiler topluluğunun yaş olarak en küçüğü, ama en başarılı ve lirik şiirler yazan şairidir.
Şiire aruzla başlayıp sonradan hece ölçüsüne geçmiştir, ilk şiirlerini I. Dünya Savaşı yıllarında yayımladı, ilk eserleri olan Şarkın Sultanları ve Gönülden Gönüle'deki şiirler aruzla yazılmıştır. Hemen ardından çıkan Dinle Neyden ve Çoban Çeşmesi'ndeki şiirler heceyledir.
Faruk Nafiz, hece ölçüsüne kesin bir dönüş yapmamış, daha sonraki dönemde yazdığı şiirlerinde yine aruzu da kullanmıştır. Her iki ölçüyü de başarıyla kullanmıştır. Lirik şiirleri vardır. Şiirlerinde Anadolu'yu ve memleket sevgisini işlemiştir. Şiirlerindeki başlıca temalar aşk, tabiat, yiğitlik, kahramanlık, ölüm ve ihtirastır. Yer yer bireysel konulara da yönelmiştir. Şiirlerinde abartıdan uzak, anlaşılır bir dil kul¬lanmıştır.
Han Duvarları, Suda Halkalar, Zindan Duvarları, Akıncı Türküleri şiir kitapları arasında sayılabilir. Daha sonra, şiir¬leri Han Duvarları adı altında toplanmıştır.
Tiyatro türünde Canavar, Akın, Özyurt, Kahraman, Yayla Kartalı adlı oyunları vardır.
HALİT FAHRİ OZANSOY   (1891-1971)
Meslek yaşamı öğretmenliklerle geçmiştir. "Aruza Veda" adlı şiiriyle aruz ölçüsünü bırakıp heceye geçmiştir.
Şiirlerinde hece ölçüsünü ve konuşulan Türkçeyi başarıyla kullanan Halit Fahri, genellikle karamsar duyguları işle¬miştir. Sevgi, özlem, ölüm gibi temaları işlemiştir.
Başlıca eserleri Paravan, Sulara Dalan Gözler, Hep Onun İçin, Zakkum, Cenk Duyguları, Baykuş (manzum oyun) tur.
ENİS BEHİÇ KORYÜREK    (1892-1949)
Enis Behiç de arkadaşları gibi aruzla yazdıktan sonra hece ölçüsüne geçmiştir.
I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında milli duyguları işlediği şiirler yazmıştır.
Duraklarda yaptığı değişikliklerle şiirlerinde güçlü bir ahenk sağlamıştır. Gür sesli, coşkulu, destani şiirleri ile kendisine büyük bir şöhret sağlamıştır.
Aşk, milli duygular ve tarihi kahramanlıklar onun şiirlerinde¬ki başlıca temalardır. Şiirlerinde yalın bir dil kullanmıştır. Şair yaşamının son yıllarında farklı bir yöne yönelmiş, tasavvufi şiirler yazmıştır.
Şiirleri Miras ve Güneşin Ölümü adı altında toplanmıştır.
YUSUF ZİYA ORTAÇ    (1895-1967)
Bir süre öğretmenlik yapan Yusuf Ziya gazetecilik yapmış, Akbaba adlı mizah dergisini çıkarmıştır.
Şiire çok önem vermemiştir, şiirlerinde kolay bir söyleyiş vardır. Aruzla şiire başladıktan sonra heceye geçmiştir. Şiirlerindeki başlıca temalar sevgi, aşk, deniz ve mehtaptan ibarettir.
Başarılı bir söyleyişi olmasına rağmen şiiri pek ciddiye al¬mamış, yergi yeteneğini mizah dergisinde harcamıştır.
Şiirlerini Yanardağ, Bir Servi Gölgesi, Kuş Cıvıltıları, Bir Rüzgâr Esti, Akından Akına adlı kitaplarda toplamıştır.
ORHAN SEYFİ ORHON   (1890-1972)
Edebiyat öğretmenliği ve gazetecilik yapmıştır. Birçok ede¬biyat dergisi de çıkaran şair, ilk şiirlerini aruzla yazmıştır.
Hece ölçüsüyle yazmaya başladıktan sonra şiirlerinde âşık tarzının biçimlerini başarıyla kullanmıştır. Sade bir dille ahenkli şiirler yazmıştır. Milli duyguları işlemiştir.
Genellikle alaycı bir tavırla dünyaya bakar. Bir kısım şiirinde "fantezi" ve "oyun" hakimdir.
Konuşulan Türkçeyi çok iyi kullanır, ancak derinliği olan şiirleri yoktur. Çok şiir yazmıştır, ama şiirleri kalıcı değildir.
Şiirlerindeki başlıca temalar sevgi, aşk, deniz olduğu için o ve Yusuf Ziya kadın şairleri olarak nitelendirilmişlerdir. Da¬ha çok kişisel duygularını işlemiştir.
Fırtına ve Kar, O Beyaz Bir Kuştu, Peri Kızı ile Çoban, Gönülden Sesler şiir kitapları arasındadır.
Logged
kadem
Üye
**

Toplam Puan: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 6


« Yanıtla #1 : Nisan 04, 2008, 12:12:53 ÖS »

teşekkürler
Logged
Hilal_*
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Nisan 04, 2008, 11:30:41 ÖS »

 Gülümseme Gülümseme Gülümseme
Logged
ahmes
Üye
**

Toplam Puan: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


« Yanıtla #3 : Nisan 11, 2008, 11:56:36 ÖÖ »

bilgileriniz için teşekkürler..
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Edebiyatımız Öğretmen Forum Öğretmen Tv Bilge Öğretmen Dilciler Mehmet Akif Ersoy Kitap Yurdum Dinlence Türküseveriz.biz Oyundakal Seyredal Resim Galerisi Eksiksiz Estetik

Bilge Öğretmen Eğitim Siteleri oyun komedi sohbet
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!