TürkDiliveEdebiyatı.Com
Aralık 02, 2008, 04:13:28 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Üyeler Giriş Yap Kayıt  
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu : Atatürk'ten yasakçılara tokat gibi cevap! Cevap Sayısı : 15 cevap var
Okunma Sayısı : 1299 defa 0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Atatürk'ten yasakçılara tokat gibi cevap!  (Okunma Sayısı 1299 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
fatsali
fatsali
Üye
**

Toplam Puan: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 26



WWW
« : Şubat 03, 2008, 11:23:17 ÖS »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Atatürk'ten yasakçılara tokat gibi cevap!
Kız öğrencilerin üniversitelere başörtüleriyle gitmelerini engelleme
konusunda direnenlerin en çok başvurdukları gerekçe ne? Atatürk ilke ve
inkılapları öyle mi?
Peki bu konuyu bir de Ulu Önder Atatürk'e sormak neden akla gelmez?
Söylev ve Demeçler 2. Cilt) : "Şehirlerdeki kadınlarımızın giyim tarzı ve örtünmesinde iki
şekil tecelli ediyor; ya ifrat ya tefrit görülüyor. Yani ya ne olduğu
bilinemeyen, çok kapalı, çok karanlık bir dış görünüm gösteren bir kıyafet,
ve yahut Avrupa'nın en serbest balolarında bile dış kıyafet olarak arz
edilemeyecek kadar açık bir giyim. Bunun her ikisi de şeriatın tavsiyesi,
dinin emri haricindedir. Bizim dinimiz kadını o tefritten de, bu ifrattan da
tenzih eder. O şekiller dinimizin muktezası değil, muhalifidir. Dinimizin
tavsiye ettiği tesettür hem hayata, hem fazilete uygundur. Kadınlarımız
şeriatın tavsiyesi, dinin emri mucibince örtünselerdi, ne o kadar
kapanacaklar, ne o kadar açılacaklardı."

"Giyim tarzımızı ifrata vardıranlar, kıyafetlerinde aynen Avrupa kadınını
taklit edenler düşünmelidir ki, her milletin kendine mahsus ananesi, kendine
mahsus adetleri, kendine göre milli hususiyetleri vardır. Hiçbir millet
aynen diğer bir milletin mukallidi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne
taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne kendi milliyeti dahilinde
kalabilir. Bunun neticesi şüphesiz ki hüsrandır."

Eğer kadınlarımız dinin tavsiye ve emrettiği bir kıyafetle, faziletin icap
ettirdiği hareket tarzıyla içimizde bulunur, milletin ilim, sanat,
içtimaiyat hareketlerine iştirak ederse bu hali, emin olunuz; milletin en
mutaassıbı dahi takdir etmekten geri duramaz."



Ne diyorsunuz? Atatürk'ü yeteri kadar çağdaş, laik ve Atatürkçü bulmadığınızı mı
söylüyorsunuz.



Öyle diyorsanız size diyecek söz bellidir: "Hadi canım sende!..."
Başka türlü diyorsanız düşünmeyi sürdürelim ve soralım: Atatürk'ün kadın
kılığı konusunda bir devrimi var mıdır?
"Vardır!..." diyorsanız, söyleyin bakalım nedir?
Kılık kıyafet devrimi mi?
O devrim erkek kılığı ile ilgilidir.
Bu konuda iki devrim kanunu vardır.
Birisi "Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun".

Madde 1 - Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri(milletvekilleri), İl Genel
Meclisi ve yerel yönetim ve özel idareler ile tüm kurumlara bağlı memur ve
hizmetliler şapka giymek zorundadırlar. Türkiye halkının da genel serpuşu
şapka olup, buna aykırı bir alışkanlığın devamını hükümet yasaklar.

İkincisi "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun".
Madde 1 - Herhangi din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar ruhanilerin
mabet ve ayinler haricinde ruhani kisve taşımaları yasaktır.

Ne diyorsunuz? Laiklik mi? Asıl insanların dini inançlarının gereğini yerine
getirmelerini engellemek laikliğe aykırıdır.

Diyorum ki; yazıktır bu ülkeye... Bırakın artık bu zalimlik özentilerini.
Bırakın isteyen istediği gibi inansın ve inandığı gibi yaşasın. Kime ne
zararı var?...

« Son Düzenleme: Şubat 04, 2008, 06:06:12 ÖS Gönderen: fatsali » Logged

Fatsa İMam Hatip Lisesi 1983
isot1
Yeni Üye
*

Toplam Puan: 1
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #1 : Şubat 04, 2008, 10:18:57 ÖÖ »

Hocam konuya tam 'kalbinden' yaklaşmışsınız.Bunların üstüne söylenecek pek fazla bi şey kalmamış aslında.Bugünün Atatürkçü geçinenlerinin geçmişte  ön safta koşturan mahalle aralarında solculuk oynayanlar olduğunu hepimiz biliyoruz.Ben bedua ediyorum !....Elden bişey gelmez.İnşallah VEREM olurlar.
Logged
raziyecimri
Üye
**

Toplam Puan: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11


« Yanıtla #2 : Şubat 05, 2008, 01:50:15 ÖS »

Bu yassakçıların tam da şu andaki en büyük korkuları nedir? Şu mu acaba:"Yasak kalkacak, ülkede hiçbir problem, karışıklık, kargaşa çıkmayacak, herkes hayatına normal monotonluğuyla devam edecek. Baş örtüsü de tıpkı diğer kendi kazdıkları kuyular misali ellerinde patlayacak. İşte en büyük korkuları bu.
Logged
aragon8
Üye
**

Toplam Puan: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


« Yanıtla #3 : Şubat 07, 2008, 12:19:39 ÖÖ »

"Bazı yerlerde, kadınlar görüyorum ki başına bir bez parçası veya bir peştemal veya buna benzer bir şeyler alarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını döner veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın anlamı nedir? Neyi gösterir? Baylar, uygar bir millet bu garip şekle, bu vahşi duruma girer mi? Bu durum milleti çok gülünç gösteren bir görüntüdür. Derhal düzeltilmesi gerekir." Mustafa Kemal ATATÜRK
Logged
aragon8
Üye
**

Toplam Puan: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


« Yanıtla #4 : Şubat 07, 2008, 12:32:57 ÖÖ »

"Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasde ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz." Mustafa Kemal ATATÜRK
Logged
aragon8
Üye
**

Toplam Puan: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


« Yanıtla #5 : Şubat 07, 2008, 12:49:27 ÖÖ »

« Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz. » Mustafa Kemal ATATÜRK (1925)
Logged
aragon8
Üye
**

Toplam Puan: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


« Yanıtla #6 : Şubat 07, 2008, 12:52:05 ÖÖ »

HALİFE

«İstanbul’da saltanat ve zevklerinin, çıkarlarının devam ettirilmesini düşmanların anavatanımızı istila etmek emellerine uydurmakta, onlarla işbirliği yapmakta, düşman devletlerin her isteğine boyun eğmekte asla tereddüt göstermeyen, vicdanları sızlamayan, milletimizin hür ve müstakil yaşama azmini kırma için hainane teşebbüslerden çekinmeyen sultan ve halifelerin artık bu vatanda asla yeri yoktur ve olamaz. » Mustafa Kemal ATATÜRK
26. 08. 1925, İnebolu’da
Logged
aragon8
Üye
**

Toplam Puan: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


« Yanıtla #7 : Şubat 07, 2008, 01:09:37 ÖÖ »

« Unutmamalıdır ki, milletin hakimiyetini bir şahısta yahut belirli şahısların elinde bulundurmakta menfaat bekleyen cahil ve gafil insanlar vardır. Hükümdarlar, kendilerini aslı olmayan bir kuvvetin temsilcisi tanırlar ve bundan zevk alırlar. Fakat onların etrafındaki menfaatperestler, bunu din kisvesine büründürerek milleti iğfâle, küçük görmeye çalışırlar. Nitekim şimdiye kadar çalışmışlardır. Nihayet milletin kulağı bu söylentilerle dolar ve o telkinleri dinin icabı ve gerçeklerin ifadesi olarak kabul ederler. Bu gibilere gerici ve hareketlerine irtica derler… » Mustafa Kemal ATATÜRK
31.01.1923, İzmir’de Halk İle Konuşma
ATATÜRK'ün birçok konu üzerine sözleri var elimde tarih kurumu, TDK, MEB, Devlet Kitapları ve Hürriyet Yayınlarının Atatürk'ün Söyleyip Yazdıkları, Atatürk Diyorki, Mustafa Kemal Atatürk'ün söylev ve demeçleri vb adlarındaki kitaplarına baktım, yukarıdaki sözünü bulamadım... ama sizin açtığınız forum konularına gönderdiğim sözlerini buldum... o sözün (kitap adı, yayınevi, yılı, sayfa, vb belirterek) tam kaynağını belirtirseniz sevinirim.
Logged
intibah
Yönetici
Altın Üye
*****

Toplam Puan: 47
Online Online

Mesaj Sayısı: 1211


"Melali anlamayan nesle aşina değiliz"Ahmet Haşim


WWW
« Yanıtla #8 : Şubat 07, 2008, 06:51:53 ÖÖ »

Dünya'nın her yerinde serbest hatta ilkokullarda bile ama Türkiye'de üniversite de bile yasak. Asıl yobazlık budur. Asıl gericilik budur. Hangi çağda yaşıyoruz.
Bu saçmalık son buldu kısmen. Memleket geliştikçe hiçbir yasak kalmayacak. Elin Evropalısından ne eksiğimiz var.

Şu komediye bakın

"Başörtülülere hakettiği notu vermeyeceğiz" İstanbul Üniversitesi Rektörü
"Başı örtülü kızlar blututla kopye çeker yasak kalkmasın. Üniversiteye kipalı (yahudi dini simgesi) öğrenci girer, başörtülü giremez."  Akdeniz Üniversitesi Rektörü

İşte böyle adamlar üniversitelerimizin başında. Bir de profesör olmuşlar.
Anladınız değil mi üniversitelerimizin dünya sıralamasında neden ilk 500'e giremediklerini.

Amerika ve Avrupa üniversiteleri ülkemizde şubeler açıp başı örtülü örtüsüz demeden kayıt yapıyor. Adamlar gözlerini açmışlar yasaktan böyle nemalanıyorlar.

Azılı laikçiler çatlasa da patlasa da bu yasak ve memleketi geri bırakan tüm yasaklar kalkacak başka yolu yok....
Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.ogretmen.tv
- Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.bilgeogretmen.com
- Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.ogretmenforum.net
-
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.kitapyurdum.com
- Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.dilciler.com
- Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.mehmedakifersoy.com
- Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.turkuseveriz.biz

**************************
her şey bir rüzgara bakıyor ağabey,
bakma esrar çekip mayıştıklarına,
bir gün var ya bu mağripli çocuklar,
fatsali
fatsali
Üye
**

Toplam Puan: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 26



WWW
« Yanıtla #9 : Şubat 07, 2008, 10:07:10 ÖÖ »

(Söylev ve Demeçler 2. Cilt) bu kaynak adı yetmez mi?Daha kutsalı varsa söyleyin.ayrıca siz kitap  isimi değil yer ismi varmişsiniz.Ben de yazabilirdim o şekilde yüzlerce söz.Altına koyardım bir şehir ve tarih.zaten yıllardır hep öyle yapmadılar mı o azgın yasakçılar...
Aragon8'e,
    Atatürk başörtüsü ile ilgili bir  yasa çıkarmak istese çıkaramaz mıydı?Erkekelere şabka giydirmeyi yasa haline getirmiş ki onu hayli hayli yasalaştırabilirdi.Anlaşılan bugünkü yasakçılar Atatürk'ün izinden gitmiyorlar.Atatürk gerçekten başörtüsünü çirkin bulsaydı yasaklardı.kimsenin de gıkı çıkmazdı.i
    Hadi farzedelim ki,Atatürk yasakladı,Atatürk'ün sözleri arasında başörtüsünü onaylamayan bir cümle bulamadık.Yakalım mı bu gençleri?Bunlar bu ülkeye kaf dağından mı geldiler.1000 yıllardır bu ülke için kan döken,can veren alperenlerin torunlarına nasıl yasak koyarsınız?Hadi koydunuz.Ülke nüfusunun % 80'ni olan bu gençleri yok sayalım bir avuç azgın yasakçının dediğine mi uyalım?Atatürk,başörtüsü serbest dememiş ha.Ama kur'an-i Kerim:"Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Açıkta kalanlardan başka süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar.” diyor...Biz müslümanız.kur'an'a kulak vermek zorundayız.Yasakçılar,istediği şeye kulak verebilir.Atatürk'ü de başörtüsü düşmanı yapmaya zorlamayın kendinizi.
« Son Düzenleme: Şubat 08, 2008, 06:48:06 ÖS Gönderen: fatsali » Logged

Fatsa İMam Hatip Lisesi 1983
fatsali
fatsali
Üye
**

Toplam Puan: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 26



WWW
« Yanıtla #10 : Şubat 07, 2008, 10:12:09 ÖÖ »

sayın aragon8,bu ülkede atatürk adına yasaklar koyanlar atatürkçü değiller ki.onlar aslında eski marksistlarin torunları.Atatürk samimi bir müslümandı.Hadi okuyalım beraber:
ATATÜRK’ÜN BALIKESİR HUTBESİ

“Ey millet Allah birdir. Şânı büyüktür. Allah’ın selâmeti, âtıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara hakâyık-ı dîniyyeyi tebliğe memur ve rasûl olmuştur. Kanûnu esâsîsi, cümlemizce malumdur ki, Kur’ân-ı Azîmuşşandaki husustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. Ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate tamamen tevafuk ve tetabuk ediyor. Eğer akla, mantığa ve hakikate tevafuk etmemiş olsaydı, bununla diğer kavânîn-i tabiiyye-i ilâhiye beyninde tezat olması icab ederdi. Çünkü bilcümle kavânîn-i kevniyyeyi yapan Cenâb-ı Hak’tır.
Arkadaşlar; Cenâb-ı Peygamber mesâisinde iki dâre, iki haneye malik bulunuyordu. Biri kendi hânesi, diğeri Allah’ın evi idi. Millet işlerini, Allah’ın evinde yapardı. Hazret-i Peygamber’in isr-i mübârekelerine iktifâen bu dakikada milletimize; milletimizin hal ve istikbaline ait husûsâtı görüşmek maksadıyle bu dâr-ı kutsîde Allah’ın huzurunda bulunuyoruz. Beni buna mahzar eden Balıkesir’in dindâr ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu vesile ile büyük bir sevaba nâil olacağıma ümit ediyorum.
Efendiler, bu camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmak lâzım geldiğini düşünmek, yani meşveret için yapılmıştır. Millet işlerinde her ferdin zihni başlı başına faaliyette bulunmak elzemdir.
İşte biz de burada din ve dünya için istikbâl ve istiklâlimiz için, bilhassa hâkimiyetimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerini anlatmak istiyorum. Âmâl-i milliye, irâde-i milliye yalnız bir şahsın düşünmesinden değil, bilumum efrâd-ı milletin arzularını, emellerinin muhassalasından ibarettir. Binâenaleyh benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.”

(7 Şubat 1923)
Paşa Camii – BALIKESİR

Logged

Fatsa İMam Hatip Lisesi 1983
karakule3000
Yeni Üye
*

Toplam Puan: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #11 : Şubat 08, 2008, 02:10:52 ÖS »

Başörtüsü yabancı bir üniforma değil, aksine orijinal bir üniformadır.
Logged
hakankadir
Bronz Üye
***

Toplam Puan: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 132



« Yanıtla #12 : Şubat 10, 2008, 06:41:59 ÖS »

eyvallah hocam  kendını Ataturk cu sananlar Ataturk!un adını bu sekılde kullanıp kırletıyorlar aslında bunlara tam anlamıyla bunlara su soru sorulmalı:Ataturk için ne yapıyorlarr!!karara saygıı
Logged

HAKAN KADİR
coritas
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : Nisan 02, 2008, 10:48:37 ÖÖ »

1923 yılında Balıkesir Zagnos Paşa Camiinde (ilk ve son kez) verdiği Türkçe hutbede belirttiği: "Hangi şey akla ve mantığa uygunsa, o şey toplumun(kanunun) çıkarına da uygundur."

Atatürk 29.10.1923 tarihinde bir Fransız gazeteci ile yaptığı söyleşide şu söylemde bulunmuştur: “Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Akla karşıt değil, ilerlemeye engel değil."

Atatürk’ e göre; “Laiklik yalnız din ve devlet işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğünü özenle korumak demektir…”

Atatürk’ ün başörtüsü konusunda söylediği sözlere burada değinmekte yarar vardır : “…icabı din olan tesettür, kısaca ifade etmek lâzım gelirse, denebilir ki, kadınların külfetini mucip ve muhalifi adap olmayacak şekli basitte olmalıdır. Şekli tesettür kadını hayatından, mevcudiyetinden tecrit edecek bir şekilde olmamalıdır…”. “…Tesettürü şer’i kadınlar için mucibi müşkülat olmayacak, kadınların hayatı içtimaiyede, hayatı iktisadiyede, hayatı maişette ve hayatı ilimde erkeklerle teşriki faaliyet etmesine mâni bulunmayacak bir şekli basittedir. Bu şekli basit heyeti içtimayemizin ahlâk ve adabına mugayir değildir…” Bu söylemlerden Atatürk’ün örtünmeyi dinin gereği olarak kabul ettiği; ancak, bunun kadını hayatından, varlığından soyutlamayacak; içtimaî, iktisadî ve ilmî yaşayışta ve geçim temini konusunda erkeklerle işbirliği yapmaktan alıkoymayacak basit bir şekilde olmasını istediği anlaşılmaktadır. Atatürk’ün yaptıklarına baktığımız zaman, O’nun kadın giyimiyle ilgili hiçbir düzenlemeye, hiçbir yasaklamaya gitmediğini görürüz. Kendi eşinin dahi başörtüsünü çıkarttırmamıştır. (Atatürkçülük -Birinci Kitap- Genelkurmay Başkanlığı, 1982, Sayfa: 126)
Logged
coritas
Ziyaretçi
« Yanıtla #14 : Nisan 02, 2008, 10:55:22 ÖÖ »

1990'da YÖK kanununda ek 17. madde yürürlüğe sokuldu. Bu ifade şöyleydi: 'Yükseköğretim kurumlarında yürürlükteki kılık kıyafete aykırı olmamak kaydıyla kılık kıyafet serbesttir.' Mevzuatı taradığımızda ne anayasamızda ne de mevcut kanunlardan birinde ki bunlara devrim yasaları da dâhildir, başörtüsünü yasaklayan, daha doğrusu kadın kıyafetine ilişkin bir hüküm koyan bir düzenleme var. Anayasa Mahkemesi ek 17. maddeyi iptal etmedi. Bu madde hala yürürlüktedir. Buna göre üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir.

Anayasa Mahkemesi’ nin 1989/1 E., 1989/12 K. Sayılı ve 07.03.1989  tarihli kararı ile Yükseköğretim Kanunu’ nun ek 16’ ıncı maddesinin “Yükseköğretim kurumlarında, dershane, laboratuar, klinik, poliklinik ve koridorlarında çağdaş kıyafet ve görünümde bulunmak zorunludur. Dinî inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılması serbesttir.” hükmü iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde, kanunda “dini inanç sebebiyle” idaresinin bulunmasının demokratiklikle bağdaşmayacağı vurgulanmıştır. Ayrıca, bu yönde bir düzenlemenin bir dine üstünlük tanıma amacı taşıdığı ve bu nedenle laiklik ilkesi ile bağdaşmayacağı üzerinde durulmuştur.

Bu iptal kararından sonra yine Yükseköğretim Kanunu’ nun ek 17’ inci maddesinin iptali isteminde anayasa Mahkemesi şu karara varmıştır: “…Dava konusu “Ek Madde 17” ise, “Yürürlükteki Kanunlara aykırı olmamak kaydı ile; Yükseköğretim Kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir” kuralını öngörmüştür. Bu maddeyle getirilen düzenlemenin, dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü ve türbanla kapatılması serbestisini de içerdiği söylenebilirse, kuşkusuz, “Anayasa’nın 153. maddesine açık bir aykırılık vardır” denebilecektir. Ancak, bundan önceki bölümde ayrıntılı biçimde belirtildiği gibi, maddenin getirdiği serbesti, Yürürlükteki Yasalara (Anayasa da bir yasa olduğuna göre aynı kapsam içindedir) aykırı olmamak koşuluyla sınırlıdır. “Dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü ve türbanla kapatılması serbestisi”nin Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla Anayasa’ya aykırılığı belirlendiğinden, “Yürürlükteki Kanunlara aykırı olmamak” koşulunun araştırılmasında, Anayasa’ya aykırılığın var olup olmadığının öncelikle saptanması gerekir. Dava konusu maddeyle getirilen serbestinin, “Dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü ve türbanla kapatılmasını” içermediği kabul edilmelidir.

Bu durumda, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen Ek 16. Madde ile dava konusu Ek 17. Madde aynı ya da özdeş nitelikte kurallar değildir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının etkisiz kılındığı savı da bu nedenlerle yerine bulunmamıştır. Lâiklik konusunda, Anayasa Mahkemesi’nin önceki bölümlerde sözü edilen kararlarıyla belirlenen ilkeler ve Anayasa’ya uygunluğun koşulları, geçerliliğini ve Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrasının öngördüğü anlamda bağlayıcılığını devam ettirmektedir… ”
   
Anayasa’ nın 153’ üncü maddesinin 2’ inci fıkrasına göre  “Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.” Ek 16’ ıncı maddenin iptal edilme nedeni başörtüsünün başlı başına laiklik ilkesini ihlal edeceği yönünde değil, bu yönde yapılan düzenlemenin laiklik ilkesinin ihlali anlamına geleceği yönündedir. Ek 17’ inci maddeye göre “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumların da kılık ve kıyafet serbesttir.” denilmiştir. Bu düzenleme şüphesiz ki birer bilim yuvası olan üniversitelerin her türlü dini, siyasi ve diğer baskılardan uzak bir şekilde eğitim vermelerini sağlama amacına yöneliktir ve başörtüsü takan öğrencilerin de bu yönde baskıya maruz kalmadan eğitimlerine devam edebilmelerini sağlama amacını da taşımaktadır.
   
Kaldı ki, daha önce de belirtildiği gibi Anayasa ve mevcut kanunlarda başörtüsünü yasaklayan bir hükme rastlanmamaktadır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin Anayasa’ nın 13’ üncü maddesine göre “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” Yani temel hak ve özgürlükler ancak Anayasa’ da belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Anayasa temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasının ancak kanunla yapılabileceğini öngörürken, başörtüsü yasağının kanun dışı başka düzenlemelerle getirilmesinde Anayasa’ ya aykırılık bulunmaktadır.

Saygılarımla..
Logged
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Edebiyatımız Öğretmen Forum Öğretmen Tv Bilge Öğretmen Dilciler Mehmet Akif Ersoy Kitap Yurdum Dinlence Türküseveriz.biz Oyundakal Seyredal Resim Galerisi Eksiksiz Estetik

Bilge Öğretmen Eğitim Siteleri oyun komedi sohbet
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!