TürkDiliveEdebiyatı.Com
Ekim 14, 2008, 01:58:47 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu : ÂŞIK ÖMER'İN ŞECERESİ VE KORUALAN Cevap Sayısı : 1 cevap var
Okunma Sayısı : 361 defa 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ÂŞIK ÖMER'İN ŞECERESİ VE KORUALAN  (Okunma Sayısı 361 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
harunsekerci
Üye
**

Toplam Puan: 1
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 15

edebiyat -araştırma


« : Nisan 01, 2008, 04:03:21 ÖS »

 ÂŞIK ÖMERİN ŞECERESİ
ÂŞIK ÖMER’İN ŞECERESİ 
Uzun yıllar nereli olduğu çok tartışıldı. Aydınlı olabileceği düşünüldü. Bunun nedeni Konya’nın Hadim ilçesinde ve Ömer’in kasabası olan Korualan(gezlevi) da araştırma yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Bölge de ekonomik şartlar zor olunca insanlar gurbete gitmekten, yaylacılıktan, hayvancılıktan eli olup ta ilmi bir araştırma yapılmamıştır. Konya’ya uzak olması bunu etkiler. Halk araştırmaları bakımından en bakir yerlerimizdendir. Sadece ‘Hadim’in Sesi’ gazetesin den başka konulara pek eğilen olmamıştır.2002 yılında oluşturduğum tez çalışmam hocalarımın ilgisini çekip, ’ÂŞIK Ömer üzerine Mülahazalar’ adlı çalışmaya etkim olmuştur.

Bende üzerime düşen görevle araştırmalarıma devam ettim. Bunların sonucunda, bir nüsha buldum. Âşık Ömer’in sülalesinin devamı olan kişi Mehmet ORHAN ile daha, önce de 2002 de görüştüm. O zaman sadece kendi sülalesinden olduğunu söyledi ancak zaman ayırmamıştı, ilgilenememişti. Bu kez oturup epey sohbet sonunda çok değerli bilgilere ulaştım. Bunları da paylaşmak istedim. Konuşturmak çok zor oldu. İnsanların içindeki korku acaba anlattıklarımla başıma bir şey gelir korkusu çok fazla etkiliydi.. O yüzden kayıt cihazına değil de ancak yazıyla bilgilerini aldım. Öyle olmasına rağmen bazı konuları anlatmak istemedi. Mesela Âşık Ömer olduğunu tahmin ettiğimiz kişinin neden köyü terk ettiğini anlattı ama yazdırmadı.

Ömer 17.yüzyıl şâiri olarak kabul edilir. Ahmet Kabaklı’ya göre 1707 yılında, Nihat Sami BANARLI ‘ya göre de aynı yıllarda öldüğünü, belirtiyorlar. Ancak Âşık Ömer’in doğumu hakkında Prof. Dr. Abdulkadir Karahan’ın belirttiği tarih 1651’dir.O halde ortalama 80–90 yaşında öldüğü düşünülse 1730–1740 yıllarına denk gelir. Buna göre en az 3 nesil geri gitmeyi gerektirdi. Bu da 250–260 yıl öncesine denk gelir. Bunun için en sağlam kaynağa gittik.

Mehmet ORHAN şuan 87 yaşında ve köyün bir kaç yaşlısından biri. Ondan dinleyelim:
‘Dedem Softa gocaymış.O İstanbul’a gider gelirmiş.Softa gocanın iki oğlu bir kızı olmuş.Bu oğlanlar askere gitmiş başka geri gelmemiş.geride kalan ,kız çocuğu köyde kalıyor.Kız çocuğu onlardan diyet istiyor.

Oğlanlarda bütün bahçeler senin olsun biz geri gelmeyeceğiz buralar sana kalacak dirler.Kalan kızla Abdulhalim dedem evleniyor.Ondan 1 kızı ve 1 oğlu oluyor.Hasan ve Fatma. Dedem, kızı Dedemli’ye veriyor. Abdulhalim dedem Tekelilerden geliyor. Softa gocanın gızı ölünce,Nasıflar dan bir gadın gelmiş.O gadının yanında birde tay geldi kız gelir.İşte o gız da Sarıçavuş İbrahim’ in garısı oluyor. İşte burada Ustalar ortaya çıkıyor.

Benim anladığım Diğer rivayetlerle örtüşen kısım askere giden oğlanlar geri gelmiyor. Bunun sonucunda kız Softa Kocanın neslini devam ettiriyor.
Tekeli sülalesinden Abdulhalim Koca alınca kızı, Abdulhalim’den, Helimler sülalesi olarak adlandırılıyor. Tam tarihler elimizde olmayınca net olarak söyleyemesek de rivayetler uyuyor.Belki arada bir halka eskiliğinden dolayı atlanmış olabilir.Unutulmuş olabilir.Ya da tarihler farklı olabilir.
Softa Koca iki oğlan(askerden gelmezler) ve bir kız(kızın eşi Abdulhalim)den Fatma ve Hasan oluyor. (Hasan dan da) Halil, Yusuf, Mustafa, Ayşe ve Mehmet Orhan oluyor. işte askerden gelmeyen çocuğun birisi Âşık Ömer olması kuvvetle muhtemeldir. Zaten Mehmet Orhan ,Ömer’in kendilerinden olduğu konusunu tamamen doğruluyor. Ancak yalan söylerim diye bildiklerini de söylemeye çekiniyor.

Yenice tarafındaki tarlaların Softa dedesinden kaldığını hatta köy yerinin neredeyse yarısı onların mış önceden. Bölüne bölüne sadece belirli alanlar kaldığını belirtiyor. Softa’nın Havuzu ve Gaybi yeri de eskiden kalan önemli izlerden.Birde dedelerinden anlatıla gelen şeylerden biride Softa koca sık sık İstanbul’a at sırtında gittiğini bir kaç kez dile getirdi.

Elçin’in kısaca üzerinde durduğu söz konusu Feliks Dombrowsky
rivayeti şu şekildedir:
“...Oğlu okulu bitirdikten sonra, Abdulla Genceoğlu onu medreseye
verir. Gözleve medresesi o vakitte âlimleriyle ünlüydü..
..... Nihayet bu kıyafet yere indi ve softa Ömer’in gözleri önünde hakikaten dilberliği....... Sabah olmak üzereydi. Âşık Ömer gidip aceleyle abdest aldı ve
sonra doğru medreseye gitti. Şimdi o öncekisi gibi medreseye varmaktan
korkmadı. Aksine, oraya öyle bir istekle gitti ki, sanki ziyâfete gidiyor.
Öyle olsa da, o sakin bir softa sıfatında muallim Abla Bekir efendiyi
dinlemeye geldi ve herkesten daha kenardaki kendi yerine oturdu....

Bu alıntılarda dikkatimi çeken iki unsuru da belirtmek isterim.Gözleve Medresesi o dönemde alimleriyle ünlüdür.cümlesi Hz Hadimi’nin medresesi Kavaklar Mevkiinde olup,medreselerin kaldırılmasına kadar öğrenci yetiştirmiştir.Hadimi medresesi o kadar ünlü konumda olmuş ki
İstanbul’dan ihtisas yapmak için geldiğini bu çevrede herkes bilir. Diğer ilginç olan da Softa
sıfatının kullanılması.Bir şekilde bu kadar rastlantı olmasa gerek.Ömer’in sülalesi Softalar dan olduğunun canlı şahidi varken hayatta daha ne diyebiliriz.

Softa:’Medrese öğrencisi, dini ilimleri öğrenenler’ gibi anlamlarının olduğunu bilirsek,Ömer sülalesinin neden o sıfatı aldığını tahmin edebiliriz.Bir de Şu beytine bakarsak:
Ben bugün bir peri gördüm ayeti kur’an yazar(ben bugün bir güzel gördüm kur’an ayeti yazar)
Nazar ettim o mahalde sure-i Râhman yazar(Baktım o çevrede Rahman suresi yazar)

Mektebi irfâna vardım eyledim bir kere âh (ilim okuluna vardım bir kere ah ettim)
Tekke-i uşşak içinde etmedim asla günah (Aşıkların tekkesinde günah işlemedim)
Ömer’in nerelerde eğitim aldığını ailesinin nasıl bir kültüre bağlı olduğunu anlamak daha kolay olur.

Dedim ki: Mehmet dayı, onlardan bir şey kalmadı mı, yerlerden, havuzdan başka ev falan kalmadı mı?Saz falan yok mu dedim.O da atasından kalan evi yıkıp yerine yeniden yaptığını,eski eşyaların önem vermeyince kaybolup gittiğini,ancak diğer üvey kardeşleri olanlarda saza benzer aletin olduğunu, ama onlarında Ahmet dayı öldükten sonra ne yaptıklarını bilmiyorum dedi. Ancak ahırda softa kocanın bir üzengisi olduğunu söyledi. Atasından sakladığı o değerli eşyayı ahırın en değerli yerine koyduğunu fark ettim.Resmini çekebilir miyim deyince, ne değeri olacak dedi çektim,buraya koydum.

Son olarak da Gezlevi 1971 yılında Korualan Kasabası olurken Belediye cadde ve sokak isimleri verirken daha o dönemde Kırım bile gündemde yok,Aşık Ömer hakkında pek fazla araştırma ve bilgi yokken dahi Mehmet Orhan’ın oturduğu mahalleye, Âşık Ömer isminin verilmesi ,pek çok araştırmacının o dönemi atlamaları da bir eksikliktir.Kırımlı iddialarını ortaya atan ünlü araştırıcıların bari bunu kaçırmamaları gerekirdi.Ama bu yörelerdeki araştırıcılar arttıkça pek çok yanlışlar üzeltilecek,
 
Logged
gözdeee
Üye
**

Toplam Puan: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 6


« Yanıtla #1 : Mayıs 30, 2008, 07:15:37 ÖS »

aşık ömer süper
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Edebiyatımız Öğretmen Forum Öğretmen Tv Bilge Öğretmen Dilciler Mehmet Akif Ersoy Kitap Yurdum Dinlence Türküseveriz.biz Oyundakal Seyredal Resim Galerisi Eksiksiz Estetik

Bilge Öğretmen Eğitim Siteleri oyun komedi sohbet
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!